İbrahim Halil Çelik, öykücü Hakan Sarıpolat'ın İthaki Yayınlarından çıkan ilk öykü kitabı "Cıs" üzerine yazdı.
İbrahim Halil Çelik | Bir İlk Kitap Olarak “Cıs” ve Hakan Sarıpolat’ın Öykü Evreni

Cıs. Bir ilk kitap. Hakan Sarıpolat’ın İthaki Yayınları’ndan çıkan bu öykü kitabı büyülü gerçekçiliği temsil etmesi bakımından önemli. Kitapta elbette resailst öyküler de var. Hakan Sarıpolat her iki öykü türünde de atmosfer yaratmada, dili kullanmada ve kurguda başarılı diyebiliriz. Kitaba baktığımızda bir öykünün Marquez’e, bir öykünün de Onat Kutlar’ın İshak’ına ithaf edildiğini görürüz. Bu da aslında okuduğumuz söz konusu öykülerin içeriği hakkında bize ipuçları veriyor. Zincir, Satılık Melek Tüyü, Kuyruk Acısı, Kelebekler ve Evde Unutulan Bir Çift Göz adlı öyküler büyülü gerçekçiliği hissettiğimiz öykülerdir. Bu öykülerde gerçeğin farklı bir yorumlayışını görürüz. “Kuşkusuz bizim için olağanüstü olan şeyler hayatın kendisi için olağanüstü değildir. Olağan veya olağanüstü biz yaşayanların ürettiği bir kavramdır. Hayatta böyle bir ayrım yoktur.”der Necip Tosun büyülü gerçekçilik için. Hakan Sarıpolat’ın yukarıda bahsettiğim beş öyküsü bu anlayışla yazılmış. Gerçek hayat söylencelerle, mitlerle iç içe geçmiş. Yazarın gelecek yıllarda nasıl bir yol izleyeceği konusunda da bize ipucu veriyor bu öyküler.
Kitaptaki öykülere göz atarsak şunları söylemek mümkün:
Zincir adlı öyküyle başlıyor kitap. Bu öykü, kitaptaki diğer öykülere göre uzundur. Bir kuşbazın hayatını okuruz bu hikâyede. Ali İmran’ın kuşlarla kendini özdeşleştirdiği bu öyküde büyülü gerçekçilik kendini iyice hissettirir.
Yazar, dehşet ve umudu yan yana vermiş. Atmosfer sinematik bir görünümdedir. Dil, sokak dilidir ve zaman zaman argoya kayan bir üslup kullanılmış. Bu üslup öykünün atmosferine uygundur ve bize olağanüstü olan şeyleri olağanmış gibi göstermesi açısından da önemli. Öykü, gerilimi ve barındırdığı merak unsuruyla okuyucuyu finale kadar diri tutuyor.
Satılık Melek Tüyü, Marquez’e ithaf edilmiş bir öykü. Bu, aslında, bize Garcia Marquez’in büyülü dünyasına benzer bir hikâye okuyacağımızı işaret ediyor. Öyküde ülkemizdeki seyir merakına da göndermede bulunur yazar. Konusu itibariyle bu öykü, Marquez’in Kocaman Kanatlı İhtiyar Adam’ını bize anımsatır. Fakat, elbette, bu iki öykü arasında bariz farklar da görürüz. Ama temelde her iki öyküde benzer bir mesaj kaygısının olduğunu söylemek yanlış olmaz. Şöyle ki, insanın başına ne gelirse gelsin bundan kendine bir çıkar sağlayan insanlar mutlaka olurdu. Satılık Melek Tüyü’nde bunu açıkça görürüz. Nefise Abla’nın annesinin başına gelen olay, bir zaman sonra insanlar için bir seyir zevkine dönüşecek, bazıları da bu durumdan bir menfaat elde edecekti.
“Zamanla kalabalık arttı. Apartmanın karşısındaki parkı mesken tuttular. Çadırlar kuruldu, yemekler pişirildi.” (s.49)
“… görmek isteyenler apartmanın önünü doldurmuş durumda. İçlerinde farklı şehirlerden gelenler bile vardı.” (s.50)
Bu, yakın zamanda Çorum’da gerçekleşen mezarlıktaki gizemli kız olayını anımsatır. İnsanlar şehir dışından bile gelip merakını dindirmeye çalışıyorlardı. Seyir merakımız hiç bitmiyor. Yazar, bu zaafımızı örtük bir şekilde bize sunuyor.
Kuyruk Acısı. Yılanın kuyruk acısı miti etrafında şekillenen bu öyküde gerilim yüksek, atmosfer sahicidir. Hayal ile gerçek, rüya ile kâbus, dehşet ile umut iç içedir. Yazar, anlatımını gerilime ve korkuya yaslar. Bu, okuyucuyu öykünün finaliyle ilgili meraklandırır. Bu merak unsuru öyküyü bir çırpıda bitireyim hissi uyandırır. Fantastik öğelerin de olduğu bu öykü, bir söylenceyi öyküde kotarması açısından önemli ve başarılı.
Evde Unutulan Bir Çift Göz adlı öykü fantastik öğelerle oluşturulmuş bir öykü. Bu öyküde de büyülü gerçekliği görürüz. Öykünün başlangıcından sonuna kadar bir gerilim söz konusu. Abartıdan uzak, fantastik bir atmosfer yaratmış yazar Hakan Sarıpolat. Bu anlatım olayı gerçekmiş gibi bize hissettirir. Olağanüstü olan bu durum sıradan bir olay gibi gerçekçi anlatılır. Bu, zaten büyülü gerçekliğin de bir gereği. Yazar bunu güzel sunmuş.
Kelebekler öyküsü büyülü gerçekliğin hissedildiği bir diğer öykü. Baba-oğul ilişkisi etrafında dönen öykü güçlü tasvirleri, ilginç kurgusu ve hissettirdiği hüzünle farklı bir öykü. Öyküde masalımsı bir tadın olması metnin okunmasını kolaylaştırır.
Leyla Kokusu, belki de yitirilen değerlere bir ağıt niteliğinde. Eskiyle bugün, değişen sosyal hayat, kuşak çatışması… Öyküde bunlar dramatize edilmeden sunulur. Bu öykü bana Memduh Şevket Esendal’ın İhtiyar Çilingir adlı öyküsünü anımsattı. Hatta bazı diyaloglar benzerdir. Metinlerarasılık görülür burada desek yanlış olmaz sanırım. Elbette bu benzerlik büyük bir tesadüf de olabilir.

“Parasıyla değil mi dayı? Alıyoz işte.” (s.62)
Esendal’ın söz konusu öyküsünde ise şöyle bir diyalog geçer:
“Canım, parasıyla değil mi? Sen takıver, ötesine karışma.” (s.58)
Bu iki öyküde de kuşak çatışmasının münakaşasını görürüz fakat aynı zamanda zanaat duygusunun bazıları için hiçbir anlam ifade etmediğini de anlarız. Bu işin üzücü tarafı. İhtiyar Çilingir adlı öyküyü Hakan Sarıpolat okumuş mu bilmiyorum ama Leyla Kokusu, İhtiyar Çilingir adlı öyküye nazire olarak yazılmış hissini uyandırdı bende. Bu gerçeği ancak yazarın kendisi bilir.
Atlıkarınca adlı öyküde Behram ile Saim’in hikâyesini okuruz. İki farklı karakter, iki ayrı öykü iç içe. Birbirine yabancı iki kahraman ama bir o kadar da ortak duygular. Bu ortak duygu bize buruk bir tat sunar. Hüzün o müzmin varlığıyla göz kırpar okuyucuya.
Kitabın son öyküsü Cıs. Onat Kutlar’ın İshak’ına ithaf edilmiş.
Cıs’ta Halil Öğretmenin kaybolması ve aranması anlatılırken aynı zamanda ruhsal bir tasvir ve içsel bir hesaplaşmayla de karşı karşıyayızdır.
Anlatımda iç monolog tercih edilmiş. Bu iç monolog hikâyenin mekânına uygun bir üslupla anlatılır. Diyaloglar ve cıs sesiyle bu anlatım beslenir. Biz kahvede çayımızı yudumlarken biri bize bir hikâye anlatıyor gibidir. Bu anlatım, sobaya değen su damlalarının “cıs” sesini çıkarmasıyla kendine bir fon yaratmış olur. Cıs sesi anlatıma ahenk katar. Öyküdeki ritmik hareketi gerçekleştirir.
Cıs öyküsü kitabın en güzel öykülerinden biriydi bana göre.
Cıs, bir ilk kitap. Umarım daha çok okuyucuya ulaşır.
Hakan Sarıpolat, Cıs, İthaki Yayınları, İstanbul, 2021.
Memduh Şevket Esendal, İhtiyar Çilingir, Bilgi Yayınları, İstanbul, 2009.
Necip Tosun, Öyküyü Sanat Yapanlar, Dedalus Yayınları, İstanbul, 2017.
[sharethis-inline-buttons]

YORUM