Daima Edebiyat yepyeni eserlerle yoluna devam ediyor. Emel Taşkesen "Açık Pencere" öyküsüyle Daima Edebiyat'ta.
AÇIK PENCERE
Emel Taşkesen
Offf! Biraz hava alalım İnan.
Olmadı yuvaya ekmek taşıyan karıncanın sevincini,
Cır cır böceklerinin sesini,
Ateş böceklerinin parıltılı ihtişamını alalım.
Peteğini kurum kurum izlemekten sıkılmış, ana kraliçenin kibirli gururudur,
açık bacadan odamıza dolan.
Bu yüzden böyle esmeriz, kuru kuru öksürüyoruz birlikte her an.
Kuğular göçüyor, beni de çağırıyorlar şu an.
Üzerimize kapattığın pencereyi açacağım artık.
Aaaaa! Mevsimlerden yaz olmuş.
Ah! Ne güzel, esenlikle- özgürlük mü, aşk mı-bu içeri dolan?
Aşkla özgürlüğün iç içe geçmiş hali mi geri dönen anlam.
Bir yaz akşamının ılık meltemi mi tenimde kendini duyumsatan.
Hayrola? Rüzgâr mı titretti tüylerini, üşüdün mü İnan?
Dur girme altına, küflenmiş yorgan.
Dövülerek çırpılmaktan epeyce yorulmuş, azalmış anlaşılan.
Hiç bakma bana öyle, örümcek ağının yırtılması benim suçum değil, inan.
Haydi, dürüst olalım,
bırak pencereyi, biz seninle çıktık mı kilitli bir kapıdan?
Çıkıp da ılıman iklimlere uçtuk mu hiç?
Yuvaya ekmek kırıntısı taşıdık mı?
Offf! Kes artık içli içli ağlamayı,
Topla hıçkırık gibi çamura sapladığın çivileri,
Bak kapattım pencereyi, desem bana inanacak mısın İnan?




YORUM