İbrahim Daştan | Kırk Gün

ANA SAYFAÖykü

İbrahim Daştan | Kırk Gün

Daima Edebiyat, yepyeni eserlerle yolculuğuna devam ediyor. İbrahim Daştan "Kırk Gün" adlı öyküsüyle Daima Edebiyat'ta.

Novelius Edebiyat Öykü Seçkisi “İlkyazdan Düşenler” Çıktı
Yoğunluğun Estetiği: Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır Kitabında Öykü Poetikası
Korkunun Bedeli | Semanur Ulu

Kırk Gün
İbrahim Daştan

Evin pencerelerinden biri açılır açılmaz kendimi içeri attım. Ohh! Kombi de varmış. Peşimden benimle birlikte üç dört arkadaşım daha girmişti ama benim kadar akıllı olmadıklarından ve vızıldayarak, gidip gidip cama çarptıklarından, cani karının radarına takılıp sinekliğin darbesiyle son nefeslerini verdiler. Onlar için üzüldüm. Uyarmıştım ama beni dinlemediler. Ulan rahatlık kıçınıza mı battı? Sıcacık ev oturun işte. Madem dışarı çıkacaktınız niye geldiniz? B.k mu var dışarıda? Hem burada da var zaten. Kadının kocası yaşlı olduğu için çoğu zaman çişini ve kakasını tutamıyor salıveriyor. Yani o bakımdan sıkıntı yok. Tabii ben de birkaç defa suikasttan son anda kurtuldum. Yaz gelene kadar ömrüm vefa ederse gerisi Allah kerim.  Birbirini bile acımasızca öldürenler ya da deli edenler bize hiç acır mı? Bırakın da yaşayalım şu üç günlük dünyada. Hem yarına kimin sağ çıkacağı belli mi? Evin küçük oğlu Caner ise kırk yaşlarında ama sanırsın üç-dört yaşlarında. Birkaç tane tespihi var iki eline birden hepsini alıp onlarla meşgul oluyor. Bazen radyoda çalan türküye eşlik ediyor. Arada bir gözlerinden yaşlar süzülüyor. Annesi,” Telefonun alarmı çaldı ilacını içtin miiii? Aldırmak istemiştim hamileyken. Kurtulamadım senden başımın cezası” diye bağırıyor. Onu rahatsız etmiyorum ama kadın uyurken gidip burnuna konuyorum. Onu kızdırmak hoşuma gidiyor fakat bazen de üzülüyorum. Ara sıra uykusunda sayıkladığı oluyor.” Onu istemiyorum baba, Ben Musa’yı seviyorum, Musa’yı seviyorum…

Aslında adamcağızın da Caner’den farkı yok. Bir sürü de ilaç kullanıyor. Arada bir kısık sesiyle ” Bu kadın beni zehirleyecek kurtarın beni” diye bağırıyor. Belki de gençliğinde yediğin haltların bedelini ödüyorsundur ihtiyar? Ortalığı batırdığında kadın cırtlak sesiyle, “Bıktım sizden. B.klu Sariye’nin evine benzedi. İkiniz de ömrümü yediniz…” İhtiyar, ”Allah’ım al bu canımı da kurtulayım. Bıktım şu karının çenesinden. İçine edeyim böyle hayatın.” diye mırıldanıyor. Zaten ediyorsun. Sonra beni görünce “Eminem” diye çağırıyor, gidip eline konuyorum. “Ahhhh! Ahh!” diyerek bir türkü tutturuyor. “…dedim ak memeler, oy dedi yok yok…” Ne de olsa bir dişiyim. İhtiyarın gönlü olsun. Sonuçta sevişecek halimiz yok ya. Şaka bir yana, bu evden yaz gelene kadar delirmeden çıkarsam bir adağım var. Aman hafazanallah kulağımı çekeyim, tahtaya üç kez vurayım da…

Evin telefonu çalıyor.”…Ah Melek’ciğim, yeniden dünyaya gelsem saraylarda büyümek isterdim ama kara bahtım kör talihim işte. Beni kimler istemedi ki? Ama o kör olasıca babam beni bu kahrolasıcaya verdi. Neyse, sonra konuşuruz şimdi kapatıyorum.” Yarım saat konuştu. Anası doğururken çenesine şey etmiş bunun galiba. Kafam şişti.

Kadın telefonu kapatıp yerleri silmeye girişti. İhtiyarın ilaç saatinin geldiğini hatırlayıp çamaşır suyu kokan elleriyle hapları avucunda getirdi. Kocası pencereye doğru dönerek “Kokuttun evi yine” dedi. Bir ilaçlara bir de karısına bakıp, “Az önce içmiştim ama…”  “ Ne içmesi bunadın iyice galiba. İç şunları!”        

Zaman ne çabuk geçti. Bugün kırk birinci gün. İhtiyar bir süredir hiç kıpırdamıyor. Elleri de buz gibi olmuş. Cartayı çekmiş görünüyor. Birazdan ihtiyarın karısı gelir, feryat figan derken buna dayanamam. Hemen uçmalıyım. Keşke cenazesine katılabilseydim. Onca zamandır hukukumuz oldu. Şimdiye kadar ilk defa bir erkek bana ilgi göstermişti. Bu anıyı unutamam. İşte dünyanın hâli böyle. Tam mutlu olmaya başlamışken film kopar. Bunları düşünürken ihtiyarın yastığında uyuyup kalmışım. Sabah uyandığımda,  önce kilo aldığımı düşündüm. Şöyle biraz kıpırdanmaya çalıştım ama yok, bu garipliğin sebebi kilo değildi. Bildiğin irileşmiştim. Kanatlarım kömür karası saça dönüşmüş, göğüslerim bile tomurcuklanmıştı. İncecik bacaklarımın yerini de sütun gibi iki bacak almıştı. Ah ihtiyar ah! Kırk gündür Eminem diye diye…

YORUM

WORDPRESS: 0