ANA SAYFASöyleşi ve Soruşturmalar

Ne Okuyorlar Soruşturması | Furkan Çirkin

Ne Okuyorlar Soruşturması’nda düzyazı editörümüz Faik Öcal kitap dostlarına 10 soru yöneltiyor. Bu haftaki konuğumuz Furkan Çirkin.

Faik Öcal | Haber Güvercinleri
Faik Öcal | Ömür Hanım ile İç Konuşmalar
Didem Madak ile Çiçekli Şiirler Yazmak

Ne Okuyorlar Soruşturması | Furkan Çirkin

Ne Okuyorlar Soruşturması’nda düzyazı editörümüz Faik Öcal kitap dostlarına 10 soru yöneltiyor. Bu haftaki konuğumuz Furkan Çirkin.

Kitaplarla ilk tanışmanız nasıl oldu?

Hiç hatırlamıyorum, çok erken yaşta olsa gerek. Ancak şiir kitabıyla tanışma konusu daha net. İlkokul yıllarında Yunus Emre’nin şiirlerinden bir seçki kitabının elimde olduğu zamanları hatırlıyorum. Zaten yalın bir Türkçesi olan Yunus Emre’nin şiirlerini, resimli falan bir baskıdan okumak -daha doğrusu ara ara elime alıp karıştırmak- hala aklımda.

Sizin için kitabın nasıl bir manası vardır?

Kitap, iki kapak arası birkaç kâğıt parçası. Herhangi bir mana yükleyebileceğimi söyleyemem. İçerik önemli. Örneğin -önceki soruda da bahsi geçtiği için Yunus Emre şiirlerinden devam edelim- Yunus Emre, şiirlerini kitap olarak basmadı, yayımlamadı. Belki asırlarca sözlü edebiyat olarak dilden dile aktarıldı. Şüphesiz yazıya aktarıldığı zamanlar olmuştur bu süreçte ama kitap olarak çoğaltılıp yayımlanması söz konusu değil. Ancak o şiirlerin değeri, onları ileriye taşımaktadır. Sorunun içeriği şüphesiz matbaa icadından sonraki teknik kitapları vurgulamıyor, ama kitabevi yüceltmesi ve kitap yüceltmesi çok fazla olan bir dönemde kitaba nasıl bir mana yüklediğimi açıklamak için bu girişi yapmak zorundayım. Açıkçası herhangi bir kitabevindeki herhangi bir raftaki kitapların çok büyük bir oranı, popüler kültüre, bayağı düzeye hitap eden kitaplar. Onların sayfalardan oluşan iki kapak arası bir forma sahip olmaları, onları daha değerli kılmıyor. Benim için bir kitaptan okuduğum şiirle, bir sinema salonunda sözlü olarak denk geldiğim şiir arasında bir fark yok. Hatta doğayı izlerken, doğayı okurken hissedilenler bir kitabı okurkenkinden çok daha fazla olabilir.

Ancak!!! Bir diğer taraftan, kitabın önemli manası da var. Birçok kitabın aksine, içi çok önemli bazı az sayıdaki kitaplar var ki onların online yayınlanması ya da sesli dinlenmesi yahut başka bir teknolojik forma sokulması, beni biraz rahatsız ediyor. O değerli şiirlerin, düşüncelerin, kitap formunda olmasının bir manası var gibi geliyor. Şüphesiz bunda geçmişin -kişisel geçmişin- etkisi de yadsınamaz. Belki çok genç bir ilkokul öğrencisi, her şeyi tabletlerden ve bilgisayarlardan okuyarak büyüyünce böyle bir his hissetmeyecektir. Örneğin; tek tek şiirler, film içinde geçen bir şiir, sesli bir şiir ya da YouTube’da bir yapay zekayla hazırlanmış şiir videosu, hiçbiri, belirli bir derli toplu hal içinde hazırlanmış bir şiir kitabının sahip olduğu manaya tam olarak sahip olamazmış gibi geliyor.

Nasıl kitap okursunuz?

Gündelik hayata içkin… Metroda, otobüste, evde, yeşillik üzerinde uzanırken…

Kitap tercihinizi neye göre yaparsınız?

Belki de kitap sizi seçer.

Kütüphanenizde kitapları ne sıklıkla değiştiriyorsunuz?

Önceki sorularda da bahsi geçtiği üzere, artık okuduklarımın büyük çoğunluğunu online kaynaklar oluşturuyor. Online kitaplar vb. Çok büyük bir kitaplar bütünlüğü kümülatif bir şekilde yıllar yılı oluştuğu için ve çok sık yer değiştirdiğim için, bu kitapların “tırnak içinde” çok elzem olmayanlarını -yani sadece bir kurgu kitap olabilir, bana çok şey katmış olsa da bir daha dönüp dönüp okumayacağım bir kitap olabilir vb.- eşe dosta dağıtır, eldeki kolileri azaltırım. Ama hiçbir şekilde elimden çıkaramadığım, tekrar baskıları olmayan şiir kitapları vb, koli koli memlekette, kardeşlerimde vb. bir yerlerde yığılmış durumda. Özel olarak bir kütüphane yapma ya da kütüphanedeki kitapları düzenleme, değiştirme tarzı bir yaşam tarzım yok. Biraz da göçebelikten kaynaklı… Ancak istemeden de olsa bir yıl sonra yeni gidilen yerde de koca bir kütüphane oluşuyor kendiliğinden. Bunda daha çok doğal akış ve gündelik yaşam etkili. Ve hayat tarzının, her şeyin, tamamen kitaplardan (artık birçoğu online da olsa) oluşması etkili.

Okuduğunuz kitaplarla aranızda nasıl bir bağ var?

Okuma eylemi, edilgen bir eylem değil bende. Okurken aktif bir şekilde o kitabı yeniden yaratma, en ufak bir tartışmadan başka dallara atlama durumu mevcut. Bazen on yıl önce okuduğum bir kitap bir yerde önüme çıkınca onlarca düşünce aklımdan geçer, yıllar önce tartıştığım konular, bu kitap sayesinde beynimde açılan yeni kapılar vb…. Ancak ilginç olanı, belki de bu hatıraların yüzde doksanı doğrudan o kitabın içeriğiyle ilgili değildir. (Tabii asıl bağ da budur, o ayrı!)

Ödünç kitap verir misiniz?

Şiir kitapları haricinde, evet.

Şimdi okuduğunuz kitabın ismini söyleyebilir misiniz?

Aynı anda çok fazla kitap okuyorum. Aslında çoğu kitabı da tam olarak bitirmiyorum doğrusu. Şu anda da bir felsefe kitabı, bir kurgu kitabı, birkaç şiir kitabını aynı anda okuyorum. Hatta uzun süredir bitirmediğim, ara ara açıp okuduğum bir İngilizce romanı, bir çocuk kitabı formatında resimli tartışmalı felsefe kitabını ara ara okumaya devam ediyorum.

Kütüphanenizdeki “müstesna güzeller” dediğiniz kitaplar hangileridir?

Edip Cansever’in şiirleri her zaman başucumda durur. Rastgele bir sayfa açıp tekrar tekrar okurum. Cemal Süreya’nın Üvercinka’sı durur yakınımda, o kadar sık okumasam da müstesnadır. Daha birçok şiir kitabını bu listede sayabilirim. Belki roman formatında sayılsa da bir düşünce kitabı olarak ara ara tekrar tekrar okuduğum Albert Camus’nün Yabancı’sını sayabilirim. Kör Baykuş gibi kitaplar da müstesnadır, güzeldir; ama tekrar tekrar okuduğum söylenemez, orada durur, görünce hatırlarım. Aklıma gelenler böyle…

Son olarak bize sevdiğiniz kitabi bir söz söyleyebilir misiniz?

Rousseau’nun Yalnız Gezerin Düşleri kitabına başladığı cümle aklıma geldi: Yeryüzünde yapayalnızım işte. Ne bir eş, ne bir dost, ne bir benzerim var. İnsanların en cana yakını, en seveceni, en yumuşak huylusunu, aralarından söz birliğiyle dışladılar.

YORUM

WORDPRESS: 0