Faik Öcal’dan Diyaloglarla Kurulan Bir Öykü Evreni: Lacan’ın Aynası

ANA SAYFAGündem

Faik Öcal’dan Diyaloglarla Kurulan Bir Öykü Evreni: Lacan’ın Aynası

Faik Öcal’ın yeni öykü kitabı Lacan’ın Aynası, Arkaik Kitap etiketiyle okurla buluştu. Yirmi dört öykünün yer aldığı kitapta Öcal; insanın kendisiyle, geçmişiyle ve başkalarıyla hesaplaşmasını diyaloglar üzerinden kurarken felsefe, edebiyat, ölüm, vicdan, yabancılaşma, aşk, inanç ve kimlik meselelerini aynı anlatı evreninde buluşturuyor.

Yazarlar Ne Okuyor Soruşturması’nda Faik Öcal’ın Konuğu M. Sedat Sert
Faik Öcal | Ayrılık Rüzgârları
Faik Öcal’dan Yeni Roman: Silinmek

Faik Öcal’ın Lacan’ın Aynası adlı öykü kitabı Arkaik Kitap tarafından okurla buluşturuldu. Mayıs 2026’da yayımlanan kitap, diyalogu anlatının merkezine alan yirmi dört öyküden oluşuyor. Öcal, geleneksel olay anlatısını büyük ölçüde geri plana çekerek kişilerini doğrudan karşı karşıya getiriyor; öyküler çoğu zaman bir sorgulama, itiraf, tartışma veya hesaplaşma biçiminde ilerliyor.

(BASIN BÜLTENİNDEN HABERLEŞTİRİLMİŞTİR.)

Öykülerin ana damarlarından birini insanın kendisiyle ve geçmişiyle kurduğu sorunlu ilişki oluşturuyor. Aile, aşk, kayıp, ölüm, suçluluk ve vicdan gibi meseleler farklı hayatlar üzerinden ele alınırken kişiler çoğu zaman geçmişin bugüne bıraktığı yüklerle mücadele ediyor. Bazıları kaybettikleri insanlarla, bazıları kendi hatalarıyla, bazıları ise toplumun, ailenin veya çevrenin kendilerine biçtiği kimlikle yüzleşiyor. Kitaba adını veren “Lacan’ın Aynası” da bu arayışın merkezinde yer alıyor. Öyküde genç bir kadın, anne ve babasının geçmişinden kendisine kalan kimlik yükünü taşıyor; çevresindeki insanların bakışlarında kendi varlığından çok ailesinin hikâyesini görmeye başlıyor. Sosyal medya üzerinden oluşturduğu sahte kimliklere sığınması ve gerçek benliğinden uzaklaşması, öykünün yabancılaşma ve özne sorununu görünür kılıyor. “Aynayı kırmak” ise geçmişin belirlediği kimlikten uzaklaşıp yeni bir hayat kurabilmenin metaforuna dönüşüyor.

Lacan’ın Aynasında edebiyat ve felsefe de anlatının temel unsurları arasında bulunuyor. Platon’dan Kafka’ya, Steinbeck’ten çağdaş kültürel göndermelere uzanan geniş bir alan öykülerin içine taşınıyor. Bazı metinlerde felsefe ve edebiyat doğrudan kişileştirilirken bazı metinlerde kurmaca kahramanlar yazara itiraz ediyor, kendi hikâyelerinin nasıl anlatıldığına müdahale ediyor. Böylece Öcal, kurmaca ile gerçeklik, yazar ile karakter, anlatıcı ile anlatılan arasındaki sınırları zaman zaman bilinçli biçimde belirsizleştiriyor.

Kitabın öykülerini birbirine bağlayan başlıca meselelerden biri de bireyin özgürleşme arayışı. Aile baskısı, toplumsal yargılar, siyasi ve dini aidiyetler, edebiyat çevresi, şöhret arzusu, korkular ve geçmişten devralınan yükler farklı metinlerde insanın kendi sesiyle arasına giren engeller olarak beliriyor. Öcal’ın kahramanları bu engeller karşısında kimi zaman yeniliyor, kimi zaman geçmişe saplanıp kalıyor, kimi zaman da yeni bir başlangıcın imkânını arıyor. Ölüm de kitap boyunca sıkça karşılaşılan temalardan biri. Ancak ölüm, hikâyeyi sona erdiren mutlak bir sınır olmaktan çok yaşayanlarla ölüler arasındaki tamamlanmamış hesapların konuşulmasına imkân veren bir alan olarak kullanılıyor. Vicdan azabı, yas, kayıp ve geçmişle hesaplaşma bu konuşmalar aracılığıyla anlatının merkezine taşınıyor.

Faik Öcal’ın sosyoloji eğitimi ve Franz Kafka’nın romanlarında birey ile devlet ilişkisi üzerine yaptığı yüksek lisans çalışması, kitabın düşünsel arka planıyla da örtüşüyor. Yazarın edebiyat, felsefe ve toplumsal meseleleri bir arada ele alan yaklaşımı, Lacan’ın Aynasında diyaloga dayalı özgün bir öykü biçimi içinde karşılık buluyor. Lacan’ın Aynası, insanın geçmişi, çevresi ve kendisine yüklenen kimliklerle ilişkisini sorgulayan; felsefi ve edebî göndermeleri gündelik hayatın çatışmalarıyla buluşturan bir öykü kitabı olarak Arkaik Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.

YORUM

WORDPRESS: 0