Didem Madak ile Çiçekli Şiirler Yazmak

ANA SAYFADeneme

Didem Madak ile Çiçekli Şiirler Yazmak

Faik Öcal, "Didem Madak ile Çiçekli Şiirler Yazmak" başlıklı yazısıyla Daima Edebiyat'ta.

İnsanlığın En Tatlı Yanılsamalarından Aşk Üzerine
Aristoteles Üzerinden Ruh ve Ölüm: Üçlemenin Sonu
Ali Gezginci | Günlerin Ardından Kalanlar

Didem Madak ile Çiçekli Şiirler Yazmak
Faik Öcal

İnadına Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Didem Madak ile. Biz dünyanın öksüzleriyiz, iflah olmaz yalnızlarıyız. Yerimiz hep dışarıdadır; içeriye girmeye korkarız. Kapalı alanlardan, kapalı olan her şeyden korkar olduk. Hayatımızın Çiçekli Şiirlerini ömrümüzün karanlık ve izbe köşelerinde yazmış olsak da.

Aynı şiirdeki Pippi Uzunçorap alıntısı beni dehşete düşürüyor: “Zenciler prenses olunca hayat işte asıl o zaman başlayacak.” İlk defa fark ettim beyaz rengin tahakkümünü: Neden hiç siyah prenses yok! Dünya beyaz ırkın faşizmi altında inliyormuş meğer. Her renkte prensesin olması gerekirken sadece beyaz renkte prensesler var. Ben siyah, sarı, kızıl, mavi vs. her renkte prenses görmek istiyorum. Gökkuşağı renginde prensesler olmalı. Her rengin prensesi olmalı. Bu nasıl bir zulümmüş, yeni fark ettim. Bu zulmü biz beyazlar yaptık. Neden hiç öteki renklerde prensesler düşünmedim. Büyük bir yanılgı ve yanlışlık. Bunun müsebbibi biziz; bizlere yazıklar olsun.

“Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım” ama ben inadına çiçekli şiirler yazacağım. Ben ancak çiçekli şiirler yazarsam ya da dinlersem yaşayabilirim. Bunu bilmiyor musunuz bayım?  Bilmezsiniz bayım, zaten siz benim hakkımda ne biliyorsunuz ki. Bildikleriniz de yalan yanlış, kafanızda uydurduklarınız.

“Darmadağınık gövdemi çiçekli perdeler arkasına saklıyorum.” Neden böyle yaptığım hakkında hiçbir fikriniz yok bayım. Dışarıya karşı kendimi güçlü göstermek zorundayım. Anlıyor musunuz bayım? İçeride nasıl parçalandığımın ya da hangi kıyametlerin arasından çıkıp geldiğimin hiçbir kıymeti yok bayım. Önemli olan, ayaktayım, izlenimi vermek; gerisi hikâye. Bunun için de evimde hep yedekte çiçekli perdelerim vardır. Ne olur ne olmaz diye; anlamazsınız bayım. Namussuza, çakala karşı dimdik durmak gerekir.

“Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmur olduğumu” da bilemezsiniz bayım. Aslında bilmenize gerek de yok. Ben böyle yaşamaya alıştım bayım, illegal yaşam ustası oldum. Bulutlar sizin olsun bayım, ben yağmurum, yağmura aitim. Yağmurla geldim, yağmurla gidiyorum. Gözyaşlarımı ustalıkla gizliyorum. Benim hayat felsefem; illegal yağmurlarla yaşamak, yaşama tutunmak. Bulutlar hep lüks oldu semtimde, ben hep illegal yağmurlara sevdalandım. Yağmur yolcusuyum bayım. Yağmurlu havalarda en güzel yürüyüşlerimi yaparım her zaman ve en hüzünlü şiirlerimi mırıldanırım. Yüzümde illegal yağmur kırıkları, siz benim acılarımı tanıyamazsınız bayım. Hiç yağmur kırığı duymadınız ki, hiç benim semtime uğramadınız ki!

“Ben bir bodrum kat kızıyım bayım, yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum.” Yalnızlığımdan başka sermayem olmadı. Sense hiç kalabalığından çıkmadın bayım. Hayatını kalabalıklarını değiştirerek geçirdin. Hayat senin için sadece kalabalık değiştirmek oldu. Diyojen’in Büyük İskender’e dediği gibi gölge etme kalabalığınla, başka ihsan istemem bayım. Bodrumumda yalnızlığımla büyümeye, yaşamaya ve ölmeye razıyım.

“Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum fakat korkuyorum.” Anlıyor musunuz bayım? Sizin hiç böyle korkularınız oldu mu? Hiç kırılmaz ve hep kırılgan arasında gidip geliyorum. Gündüzleri plastik vazolara sığınıyorum, geceleri çelik bilyeler yutuyorum. Her gece canımı kusuyorum bayım. Her gün can çekişiyorum, her an can veriyorum. Benim canımla alıp vermediğim bir şey var. İnsanın canıyla alıp vermediği ne olabilir, değil mi bayım? Ama benim canım tenimde durmuyor. Canım bir kuş olup parçalanmış bedenimi, dağınık hayatımı ve savruk hayallerimi terk etmek istiyor, ivedilikle. Ama siz bunu bilmezsiniz bayım. Sizin bildiğiniz “kırk üç numara ayakkabılarınızla bahçede oynayan çocukların üstüne basmak.”

YORUM

WORDPRESS: 0