UZAK BİR YERDE: 1990’LARA VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL HAFIZASINA BİR BAKIŞ

ANA SAYFAKitaplık

UZAK BİR YERDE: 1990’LARA VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL HAFIZASINA BİR BAKIŞ

Muhammet Erdevir, İbrahim Halil Çelik'in ilk romanı "Uzak Bir Yerde"yi ele aldığı incelemesiyle Daima Edebiyat'ta.

Daima Edebiyat’ın 26. Sayısı Okurla Buluşuyor
Daima Edebiyat’ın 10. Sayısı “İz” Temasıyla Yayında
Artık Daima Edebiyat’a Abone Olabilirsiniz

UZAK BİR YERDE: 1990’LARA VE TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL HAFIZASINA BİR BAKIŞ

Muhammet Erdevir

Roman türü ortaya ilk çıkışından beri toplumsal değişimleri anlatma derdinde olmuştur. Dünyada roman türünün ilk örneği kabul ettiğimiz Don Kişot’tan bu yana böyledir bu. Cervantes, Don Kişot’u yazarken 17. yüzyıl İspanya’sının içinde bulunduğu toplumsal kırılmayı usta bir gözlemci olarak romanının merkezi yapmıştır. Burjuvazinin güç kazandığı, buna karşın Avrupa’nın kökleşik ekonomi-politiği olan aristokrasinin günden güne eridiği bir dönemde Don Kişot, can çekişen eski aristokratik gelenekleri sürdürmeye çalışan insanların hüzünlü bir parodisidir. Romanın bize gelişinde de durum değişmez. İntibah’tan Araba Sevdası’nailk örneklerin tamamı toplumun yaşadığı sosyal, siyasi ve kültürel değişimi esas alır.

20. yüzyıla gelindiğinde roman türü, projektörlerini büyükşehirlerde yaşayan bireyin açmazlarına çevirir. Elbette bir yandan da toplumcu gerçekçiler toplumun sorunlarını dile getirmeye çalışmaktadır. Ancak bireyin yalnızlık ve bunalımlarının işlendiği romanlar toplumsal olanı dillendiren romanların önüne geçer ve edebiyata damga vurur. Bu durum bugün de böyle. Birey, edebiyatın merkezi olmaya devam ediyor. Bununla birlikte bireyin hikâyesini anlatırken toplumsal değişim ve dönüşümü dile getirmek de mümkün. İşte bunu başaran romanlar diğerlerinin yanında bir adım öne çıkmakta.

İbrahim Halil Çelik’in edebiyat dünyasında yayımladığı öyküleriyle tanınmasının ardından, 2024 yılının Mart ayında yayımladığı ilk romanı Uzak Bir Yerde ile edebiyat sahnesindeki yerini daha da sağlamlaştırdığı söylenebilir. Bu roman, bireyin iç dünyasına odaklanırken aynı zamanda Türkiye’nin 1980 Darbesi sonrası yaşadığı toplumsal dönüşümleri güçlü bir anlatımla işleyen bir eser olarak dikkat çekiyor.

Romanın ana karakteri, mühendis Cahit’in yaşamına odaklanıyor. Çocukluğu Birecik Barajı’nın sular altında bıraktığı bir köyde geçen Cahit, babasının mezarının ve geçmişe ait pek çok anısının da su altında kalmasının ardından doğduğu topraklardan uzak durmaya karar verir. Ancak çalıştığı şirketin barajın işletmesini devralmasıyla birlikte, istemeden de olsa memleketine dönmek zorunda kalır. Bu dönüş, bir yandan Cahit’in kendi iç dünyasına yaptığı bir yolculuğu da simgelerken, diğer yandan Türkiye’nin 1980 sonrası dönüşen toplumsal yapısına bir ayna tutar.

Romanın başında yer alan şu cümleler, Uzak Bir Yerde’nin değişim ve dönüşüm temalarını açıkça ortaya koyuyor: “Dünya bu kadar küçük de değildi henüz. Bir uğraşın derinliğindeydi yaşam ve hayat ancak o uğraşa dokunulduğunda bozulacak hassaslıktaydı. Hem her yere uzak hem de her şeyin dibindeydi ora. Değişime direnecek kadar katı, aniden dağılacak kadar uçuktu. Dünyadan büyüktü. Bir kentten küçük.” Bu giriş, romanın merkezinde yer alan hem bireysel hem de toplumsal değişime dair derin bir içsel hesaplaşmanın işaretini verir.

Romanın tarihsel bağlamı, Türkiye’nin toplumsal hafızasında derin izler bırakan 1980 darbesi ile başlıyor. Hasan Mutlucan’ın “Yine de Şahlanıyor” türküsünün 1980’leri çağrıştırdığı bir atmosferde başlayan hikâye, 1990’ların karmaşık ve kaotik gündemine doğru genişler. 1980’li yılların askerî darbeyle sarsılan toplum yapısı, 1990’larda ise artan terör olaylarıyla bir çatışma ortamına sürüklenir. Bir yandan köyden kente göçü hızlandıran dinamikler yaşanırken bir yandan değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışan insanların dönüşümü toplumu etkiler. Çelik, bu dönemleri bireyin duygusal arayışları ile harmanlayarak Türkiye’nin toplumsal dönüşüm sürecini bireysel hikâyeler üzerinden derinlemesine irdeler.

Cahit’in arkadaşı Nejdet ile memleketine dönüşü onun çocukluğuna, üniversite yıllarına ve özellikle ilk aşkı Elif ile ilgili anılarına doğru bir iç yolculuğa dönüşür. Bu süreç, bireyin kimlik arayışına, köklerine olan aidiyetine ve yaşadığı coğrafyanın etkilerine dair derin bir sorgulama olarak karşımıza çıkar. Cahit geçmişiyle hesaplaşırken ülkenin içinden geçtiği sancılı dönemlerin toplumsal hafızaya nasıl yerleştiği de roman boyunca ustaca işlenir.

Romanın belki de en etkileyici bölümlerinden biri, Cahit’in 1990’ların ortasında, askerlik yaptığı dönemde tanıdığı Dengbej Mehmet Türk ile Diyarbakır’da bir Dengbej Evi’nde karşılaşmasıdır. Dengbejler, sözlü kültürün taşıyıcısı olarak Doğu’nun kadim hikâye anlatma geleneğini şiir ve ezgiyle harmanlayarak toplumsal hafızayı koruyan kişilerdir. Ancak roman, 1990’ların medyanın ve televizyon kültürünün hızla geliştiği bir döneme işaret ederek, bu kadim geleneğin hızla kaybolmaya yüz tuttuğunu vurgular. Artık dünyaya hâkim olan görsellik ve medya ünlüleri, eski kültürel değerlerin yerini almıştır.

Cahit’in üniversite yıllarında ise ülkenin içinden geçtiği siyasi çalkantılar gençler üzerindeki etkilerini hissettirmeye başlar. İstanbul’da bir öğrenci olarak kendisini politik tartışmaların ortasında bulur. PKK terörünün yükselişe geçtiği bu dönemde, “devrimci” idealler etrafında tartışmaların yapıldığı kahvehaneler ve öğrenci evleri, Cahit ve arkadaşlarının kaçınılmaz olarak dahil olduğu bir ortamı oluşturur.

İbrahim Halil Çelik’in Uzak Bir Yerde romanı, sadece bir bireyin hayat yolculuğunu değil, aynı zamanda Türkiye’nin toplumsal dönüşüm süreçlerini, bu süreçlerin bireyler üzerindeki etkilerini de derinlemesine ele alır. Roman, hem karakterlerin iç dünyasına dair detaylı psikolojik analizleri hem de Türkiye’nin yakın tarihine dair toplumsal gözlemleriyle dikkate değer bir edebi eser olarak öne çıkıyor.

Uzak Bir Yerde sadece bireysel bir hikâyeye odaklanan bir roman değil, aynı zamanda Türkiye’nin 1980 sonrası geçirdiği toplumsal ve kültürel değişimlerin bir özeti niteliğinde. Roman, bir yandan geçmişi irdeleyip sorgulama diğer yandan ise geleceğe dair bir umut arayışını barındıran, çok katmanlı bir yapıya sahip.

YORUM

WORDPRESS: 0