“Kuru Otlar Üstüne” Filmine Dair

ANA SAYFASinema

“Kuru Otlar Üstüne” Filmine Dair

Daima Edebiyat yepyeni eserlerle yoluna devam ediyor: İncilay Özdemir "Kuru Otlar Üstüne" filmine dair yazdığı incelemeyle Daima Edebiyat'ta

Serap Yalçın Pamuk | Bir Adalet Öyküsü: 12 Öfkeli Adam
Sezer Erdem “Aptallar” Filmini İnceledi
Banu Özbek Altun | Bir Çöküşün Anatomisi: The Return/Dönüş

“Kuru Otlar Üstüne” Filmine Dair
İncilay Özdemir 

İnsan nedir sorusunun cevabını, ancak onu en derin, en karanlık alanlarına yapılan yolculuklarla tüm gerçekliğiyle verebiliriz. Aydınlık yönleri ile görünür kılınan insanın Ay’ın karanlık yüzünün olması gibi, görünmeyen ama varlığı yok sayılmayan kısmının anlaşılması gerekiyor. Dostoyevski’ye göre insan anlaşılması gereken canlıdır ve romanlarında bize insanı ruhun katmanları ile tüm çıplaklığıyla anlatır. Sinemada bunu başaran bize görsel roman tadı sunan yönetmen ise Nuri Bilge Ceylan’dır. Görsel edebiyat dünyasının tüm pencerelerini açan sinematografik açıdan zengin eserlerinde, kendinizi farklı bir boyutta zamanın bile yeniden yaratıldığı bir yerde bulursunuz. 3 saat 17 dakika süren filmde zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz; (Ben filmden çıktığımda 2 saat sürdüğünü düşünmüştüm. Filmi birlikte izlediğim kardeşim süresini söylediğinde bir hayli şaşırmıştım.) 2023 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne filmi, yüzümüzü güldürerek Merve Dizdar’a En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getirdi. Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan ve Akın Aksu ile birlikte senaryosunu yazdı.  Deniz Celiloğlu’nun canlandırdığı Samet karakteri ise çok katmanlı ve derinlikli bir roldü. 

Samet, Erzurum’un küçük bir köyünde dört yıldır zorunlu hizmet yapan ve İstanbul’a atanmayı isteyen resim öğretmenidir. Öğrencisi Sevim tarafından tacizle suçlanmakta, kendisini temize çıkartmak için mücadele etmektedir. Bir taraftan toplumun katı, tutucu kurallarıyla da başa çıkmak mecburiyetindedir. Kendisi gibi öğretmen olan Nuray ile tanışan Samet, Nuray’ı önce ev arkadaşı öğretmen Kenan’a ayarlamaya çalışsa da kendisi sonradan bir yakınlık duyacaktır. Filmde varoluşsal sorunlara yer verildiği gibi, yakın dönemin siyasi olaylarına da değiniliyor.  İnsanın doğasını, eksikliklerini fazlalıklarıyla, iyi kötü yanlarıyla tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor film. Karakterlerin derinlikli işlenmesi üzerimizde etkisini gösterse de yönetmenin karakterlerle aramıza mesafe koymak istediğini yakın plandan çok, orta ve genel planlı çekimleriyle, bize perspektif bir bakış açısıyla sunmasından anlıyoruz. Filmin üzerimizde oluşturduğu etkiyi bilen yönetmen, filmin bir sahnesinde, özdeşleşmemizi ortadan kaldırmayı amaçlayan “Yabancılaştırma” yöntemine başvurarak, bize tüm bu yaşananların film olduğunu, kendi bilinç dünyamızdaki varlığımızı hatırlatıyor. (Samet’in lavaboya gidip, oradan film setine geçmesi, oradan da yatak odasına geçmesi sahnesi.)

Resim öğretmeni Samet, her ne kadar aydın kesimi temsil etse de içinde ilkel gelişmemiş bir taraf barındırıyor. Üstelik kendisini her zaman haklı bulan, mutsuzlukların yüküne başkalarının sebep olduğunu düşünen, üstten bakış içerisinde duran narsistik bir karakter. Taşralı öğrencilerinin geleceklerine inanmayıp kızgınlık anında bunu onların yüzüne tokat gibi çarpan, onların yeteneklerini küçümseyen bir tavır içine giren Samet’in öğrencilerine karşı hiç de idealist bir yaklaşımda olmadığını görüyoruz. 

Samet’in ruhunun dehlizlerinde gezinirken ilk başta pek fazla ilgi duymadığı Nuray öğretmeni ev arkadaşı Kenan öğretmene ayarlamaya çalışırken görüyoruz. Nuray’ın Kenan’a olan ilgisini fark edince bu durumu kıskanıp hırslanarak Nuray’ı arzu nesnesine dönüştürmesini gözlemliyoruz. Samet’in Kenan’la birlikte Nuray’ın evine yemeğe davet edilmesine rağmen, Kenan’a haber vermeyerek tek gelmesini izliyoruz.  Yemek masasında Nuray ve Samet arasında bir söz düellosu başlıyor. Nuray sol görüşe sahip. Bir terör patlamasında bir bacağını kaybetmiş protez kullanıyor. Toplumculuk, sorumluluk, özgürlük, bireysellik ekseninde bir tartışma yaşanıyor. Daha özgürlükçü ve liberal olan Samet’i, Nuray acımasızca eleştiriyor. Samet ise Nuray’ın yaralarını deşiyor adeta.  Tartışmanın ardından yakınlaşıp beraber oluyorlar. Nuray her ne kadar eril duruş sergileyen bir kadın olsa da bedenini Samet ‘in iktidar sahnesinde bir temsil alanı gibi sunmaktan alıkoyamıyor. Yatağa girmeden önce, protezinden çıkarttığı bacağını yatağa koyarken bir erkek için hala bir arzu nesnesi olup olmadığını test etme gereğini hissediyor. Samet yaşanan ilişkiden Kenan’a bahsetmemek için Nuray’a söz verdiği halde, ertesi sabah ilk işi Kenan’a nispet yaparcasına ilişkiyi anlatmak oluyor.

Samet’in öğrencisi Sevim’le de ilişkisi iç açıcı değil. Sevim’in ergen duyguların coşkusuyla yazdığı aşk mektubunu Sevim’in tüm ısrarlarına rağmen vermemesi, okumadan yırtığını ifade ederek yalan söylemesi ve mektubu gizlice okuması, ayrımcılık yaptığını söyleyen öğrencilerine sert çıkışması, olgun bir insan değil de çocukça tavır takınarak bağırıp çağırması onun nefis mertebesinin alt seviyelerde olduğunun göstergesi gibi. Artık dört yılın sonunda hep hayalini kurduğu taşradan gitme vakti geldiğinde kuru Otlar üstünde ilerleyip gölge kişiliğini sıyırıp kendine baktığında iç sesiyle konuşuyor Samet. Henüz hayatı bilmeyen ama anlamlandıramayan belki de bu yüzden yaşam enerjisini elinde tutan Sevim’e olan duygularını aktarırken, aslında o zamana kadar pek de farkındalık yaşamadığı kendi bilinç seviyesi ile yüzleşiyor. Kendi bilincini Sevim’in formunda ortaya çıkarıyor. 

Filmde nerede karakterler konuşuyor, nerede yönetmen görüşünü karakterler üzerinden aktarıyor bunlar tartışılır. Finalde Samet’in iç sesi, yönetmenin bize okuduğu şiiri gibi. Umut etmenin yorgunluğu, bizim de üzerimize sinse de hayat denilen uçsuz bucaksız yol, içinde umudu barındırmaya devam ediyor…

Mutluluğun dışsal koşullara bağlı olmadığını, özgürlüğün sınırsızca hareket etmek anlamına gelmediğinin farkına varabilen insan, kendi erdemini yaratabilmek için içe bakmayı öğrenmiş insandır.  Yalnızlığı üzerine sinmiş bir insan kisvesine bürünen Samet’in adımlarını yürüdüğü tepelerde takip ederken belki de bu yolculuğun peşine düşmüş olduğunu düşünmeden edemiyorum. İnsana olan umudunu yitirmediğimden…

YORUM

WORDPRESS: 0