Perihan Pancaroğlu, Dostoyevski'nin abidevi romanı Karamazov Kardeşler üzerine yazdığı kapsamlı incelemeyle daima Edebiyat'ta.
FYODOR DOSTOYEVSKİ’DEN FYODOR PAVLOVİCH KARAMAZOV’A
Perihan Pancaroğlu
Karamazov Kardeşler, herhangi bir insanın, yaşamı boyunca yaşayabileceği tüm duygu durumlarını, sorgulayışlarını, ihtiraslarını, çatışmalarını karakterler üzerinden okuyucuya ulaştıran bir roman. Yıllardır tez konusu olmuş, içerisindeki karakterler ayrı ayrı bir düşünceyle ilişkilendirilmiş. Gerçek bir başyapıt. Kitabın karakterlerinden ve olay örgüsünden bahsetmeden önce Dostoyevski’nin hayatına da bir değinmek gerekir zira bu ustalık eseri bana göre de, birçok edebiyat insanına ve hatta Freud’a göre de kendi yaşamından benzerlikler içerir.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, kendi zamanının ünlü romancıları olan Puşkin, Turgenyev, Gogol, Tolstoy gibi yazarların aksine toprak sahibi soylu bir ailede dünyaya gelmemiştir. Veremli bir anne ve doktor olmasına rağmen alkolik ve sert, müşkülpesent bir babanın oğludur. Babasının çalıştığı hastane Moskova’nın dışında, kötü şartlarda yaşamaya çalışanların bulunduğu bir mahalledir ve zaman zaman Dostoyevski’yi de yanında götürür. Küçük Fyodor orada hastalarla konuşur. Baba zengin değildir fakat bir parça toprak satın almış, yazları da orada geçirerek Rus köylülerini tanıma şansı bulmuştur. Babasının köylülerle, yanında çalışanlara küçük düşürücü davranışlarından çok rahatsızdır. Yatılı okula gider. On beş yaşına geldiğinde annesini kaybeder. Babası her iki oğlunu da askeri mühendis olarak yetiştirmek istemektedir. Babasının hayalini gerçekleştirebilmek için kabul eder. Ağabeyi, okulu sağlık nedenlerinden dolayı erkenden bırakınca Dostoyevski iyice yalnızlaşır, kendini okumaya verir. Schiller, Balzac, Shakespeare, Gogol okuyarak teselli bulmaya çalışır. 1839’da babasının ani ölümü sebebiyle okuldan ayrılır.
Babasının ölümünden dolayı kendini suçlu hissetmekte, vicdan azabı çekmektedir. “Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok. Ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım. Çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu.” Diyecektir.
Burada bir parantez açıp Freud’un çıkarımından bahsetmek yerinde olacaktır. Sigmund Freud’a göre Karamazov Kardeşler romanı Dostoyevski’nin babasını öldürme isteğini ilan etmesinden başka bir şey değildir. Freud aynı zamanda Dostoyevski’nin sara nöbetlerinin de bu yıllarda içine oturmuş olan vicdan azabının daha sonrasında kriz olarak ortaya çıktığını iddia eder. Babası Mihail’in ölümünün sebebi tam olarak bilinmiyor. İddialardan biri, eşinin ölümünden sonra toprağına çekilen Mihail’in buradaki köylülere çok kötü davrandığı ve onun kötülüklerine katlanamayan köy halkının en sonunda onu öldürdüğüdür.Bir başka iddia da Mihail’in tamamen doğal sebeplerden öldüğüdür.
Askerlikten istifa eden Dostoyevski, eserini ilk olarak ev arkadaşı ve yazar olan Grigoroviç‘e okutur. İnsancıklar, Grigoroviç‘in ruhuna dokunur ve bu eseri hemen ertesi gün yayımcı Nekrasov’a götürür. Nekrasov gözyaşları içinde romanı bitirir ve ”Yeni bir Gogol doğuyor” diyerek dönemin ünlü eleştirmeni Belinski‘nin yolunu tutar. Belinski sert bir eleştirmen olmasına rağmen İnsancıkları çok beğenir ve derhal bu genç yazarla tanışmak ister. Tanıştıklarında genç yazarımız Belinski‘den hiç beklemediği şu sözleri duyar.
“Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz!.. Bütün bu korkunç gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok. Size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız!…”
Böylece eser 1846 yılında Rusya’nın Petersburg şehrinde yayımlanır. Bu durum Dostoyevski’yi daha çok yazmaya motive eder fakat diğer romanları aynı başarıyı gösteremez. Bu kez Belenski onu Gogol taklitçisi olarak suçlar. Bu dönemde, Çar 1.Nikolay iktidarda idi ve aleyhinde yapılan toplantılardan birine katılan Dostoyevski tutuklanır. İdama mahkûm edilir. Kurşuna dizilecekken Çar I. Nikolay’ın emriyle, arkadaşıyla birlikte affedilir. Bu affa rağmen dört yıl kürek mahkûmu olacak ve daha sonra da dört yıl askerlik yapacaktır. Çarın af fermanı okunmadan önce kurşuna dizilmeyi beklediği korku dolu anlar, belleğinde silinmez izler bırakır. Sürgün döneminde birlikte olduğu mahkûmları olağan üstü insanlar olarak görür, acılarını izler ve paylaşır. Uzun yıllar yakasına yapışacak olan sara nöbetlerine de burada yakalanmaya başlar. Dine olan yakınlığı da bu dönemde ortaya çıkacaktır. Zira içeriye alınmasına izin verilen tek kitap İncil’dir.
Sürgünden özgür bir birey olarak St. Petersburg’a döner. Ünlü bir yazarın şehirlerinde olduğunu işiten soylu ve bürokrat kesim oldukça ilgi gösterir. Bu sayede de farklı pek çok insanı tanıma şansı bulur. Bu yıllarda dul bir kadınla evlenir. Aile sorumluluğu oldukça ağır gelir. Kendisini ileride çok zorlayacak kumar bağımlılığına adım atar. Özellikle yayımcısına çok borçlanır. Aldığı avanslar henüz belki de hiç düşünmediği kitapların ücreti iken 1864 de Yeraltından Notlar,1866 da Suç ve Ceza, 1867 de Kumarbaz’ ı yazar. Bu yazdığı üç romanın geliriyle mümkün olduğu kadar borçlarını kapatmaya çalışır.
Daha sonra sırasıyla Budala, Ecinliler, Delikanlı ve ustalık eseri Karamazov Kardeşler…
Gelelim Karamazov Kardeşler romanına. İlk elimize aldığımızda sayfaların çokluğuyla hepimizi korkutan roman: “Size gerçek, gerçeğin ta kendisi olarak diyorum ki: toprağa düşen bir buğday tanesi yok olmazsa, yalnızca bir buğday tanesi olarak kalır; ama yok olursa, o zaman bereketli ürün doğurur.” (İncil, Yohanna’dan XII. Bap, 24) alıntısıyla bizi karşılar.
Sizce de oldukça manidar değil mi?
Kitaba kendimizi bıraktığımızda bir girdaba kapılmış gibi içine doğru çekilecek ve Dostoyevski’nin hayatını nasıl karakterlere oturttuğunu göreceksiniz.
Freud Dostoyevski üzerine hazırladığı makalesinde, Karamazov Kardeşler öyküsünün temelinde oidupus kompleksinin olduğunu belirtir. Dostoyevski babasından öldürmek isteyecek kadar çok nefret etmektedir. İçten içe idama çarptırıldığında, mahkûm edilip, sürgüne gönderildiğinde dahi bu nefretin bedelini ödediğini düşünür.
Karamazov Kardeşlerdeki her karakter Dostoyevski’nin bir dönemini yansıtmaktadır. Yazar kitapta her zaman nefret ettiği babasının yerine geçer. Hatta ona kendi adını Fyodor ismini verir. Kardeşlere geldiğimizde ise Dimitri: Dostoyevski’nin tutkulu, heyecanlı dönemini, İvan ise politik sorgulamalar yaptığı dönemini, Alyoşa mutlu, huzura ulaştığı anları nerede bulması gerektiğini anladığı zamanları, Smerdyakov ise sadece kendi içindeki kötücül, bencil tarafı değil tüm insanların olumsuz taraflarını ortaya koyar.
Kitabın içerisinde çok fazla karakter ve yer isminin geçmesinin yanı sıra, lakapları da anlamak bir hayli önemli.
Fyodor Pavloviç Karamazov (üç kardeşin babası)
Adelaida İvanovna (Fyodor’un ilk karısı,Dmitri’nin annesi)
Sofya İvanovna (Fydor’un ikinci karısı. ivan’ın ve Aleksey’in annesi)
Dmitri Fyodor Karamazov (28 yaşında. Mitya; Mityoşka lakaplarıdır)
İvan Fyodor Karamazov (24 yaşında)
Aleyksey Fyodor Karamazov (20 yaşında. Alyoşa; Alyoşka lakaplarıdır)
Grigori Vasilyeviç (Fyodur’un evinde uşak)
Marfa İgnatyevna (Grigori’nin eşi)
Pavel Fyodoroviç (Fyodor’un uşağı ve “oğlu olarak görmüştür” Smerdyakov lakabıdır ve daha çok kullanılmaktadır.)
Agrefena Aleksandrovna Svetlova (nam-ı değer “Gruşenka” Dmitri ve babası arasında bitmeyen kavganın sorumlusu)
Kuzma Kuzmiç (Gruşenka’nın babası)
Samsonov (Gruşenka’nın erkek kardeşi, ticaretle uğraşmakta)
Rakitin (Alyoşa’nın arkadaşı ve Gruşenka’nın kuzeni. Kuzen oldukları kitabın sonunda geçer)
Fedosya Makareva (Fenya lakabı daha çok kullanılmaktır. Gruşenka’nın hizmetçisidir.)
Matriyona (Gruşenka’nın hizmetçisi)
Nazar İvanoviç (Gruşenka’nın kapıcısı)
Katerina İvanovna Verkhovtseva (Dmitri’nin nişanlısı)
Hohlakova (Karamazovların komşusu, zengindir)
Liza (Hohlakova’nın kızı. lakabı Lise’dir. Alyoşa’dan hoşlanmaktadır)
Yuliya (Hohlakova’nın hizmetçisi)
Glafira (Hohlakova’nın hizmetçisi)
Staretz (kilisenin en büyüğü. Alyoşa’nın hocası.)
Markel (Staretz’in öz abisi)
Zosima Peder (kilisenin en büyük rahibi)
Frount Baba (büyük peder)
Snigirev (lakabı Slovoyersov’dur. Emekli yüzbaşı)
İlyuşa (Snigirev’in oğlu. Lakabı İlyuçka)
Ninoçka (İlyuşa’nın ablası. lakabı Nina’dır.)
Pyotr İlyiç Perhotin (Dmitri’nin arkadaşı)
Marfa Kondratevna (Smerdyakov hoşlanmaktadır ve Karamazovların komşusu)
Kalganov (Gruşenka’nın arkadaşı)
Maksimov (toprak sahibi yaşlı bir bey)
Vrublevski (Polonyalı’nın koruması)
Andrey (Mitya Mokroye ilçesine giderken onun at arabasını kullanan)
Trafon Borisiç (Mokroye’de bulunan Plastunov Hanı’nın sahibi)
Mihail Makaroviç (Emniyet müdürü)
Olga Mihaylovna (Mihail’in torunu)
Mavriki Mavrikiç (Bölge Komiseri)
Nikolay Porfenoviç Nelyudov (Sorgu Yargıcı)
Pavel Pavloviç Korneplodov (Avukat)
İppolit Kirilloviç (Savcı yardımcısı ama savcı denilmektedir)
Mihail (Mitya’nın ünlü avukatı lakabı ve en çok kullanılan ismi Fetükoviç)
Nikolay İvanov Krasotkin (13 yaşında sosyalist. lakabı Kolya’dır. Çoçukların lideri diyebiliriz. Alyoşa’ya özenir, sever.)
Anna Fyodorovna (Kolya’nın annesi. Duldur. vefat eden eşinin adı İvan’dır)
Dardanelov (Dolya’nın tarih hocası ve anne Fyodorovna’ya aşıktır)
Agafya (Anna Fyodorovna’nın hizmetçisi)
Kostya (Doktor karısının oğlu 7 yaşında)
Katerina (Doktor karısının hizmetçisi)
Perezvon (Kolya’nın köpeği)
Smurov (Kolya’nın sağ kolu diyebiliriz).
Ana hatlarıyla karakterleri özetlemek istedim. Bu kadar karakteri aynı olay örgüsü içinde konumlandırmak ve bağlantılarını koparmadan başından sonuna sürükleyen bir romanın muazzamlığından biz naçizane okurların etkilenmemesi mümkün mü?
Öncelikle yazarımız Fyodor Dostoyevski de dâhil olmak üzere, romandaki tüm kardeşler babalarının ölümünü istemektedir.
Dmitri ve İvan bunu açık açık dile getirir. Alyoşa bunu dile dökemese de o da babasından utanmaktadır. Üstelik Fyodor Pavloviç öldüğünde hiçbir çocuğu yas tutmaz ve üzülmez. Bir evlat neden babasının ölümünü ister?
Yaptığı iki evliliğinden üç oğlu bir de gayrimeşru oğlu Smerdyakov vardır. Pavloviç çocuklarına hiçbir şekilde bakmamıştır. Kendisini soytarı diye adlandırır. Zevk, kumar, içki düşkünüdür. Dmitri’nin varlığını bile unutur nerdeyse. Grigori olmasa hatırlamayacaktır.
Dmitri yakınlarının yanında büyümüş, bağ kuramamış ve babasına en çok benzeyen zevk, kumar düşkünü bir karakterdir; kendisi için şöyle der: ”Sefahati sevdiğim kadar bunun ayıbını da seviyordum.” Dmitri babasına meydan okur ve onu reddettiğini söyler. Yok kabul eden, sevmeyen, zalimlik yapan babaya karşı başkaldırmaktan başka ne yapılabilirdi ki?
Olanları izleyen İvan babası ve ağabeyi için şöyle yorum yapacaktır: “İki sürüngenin bir birini yemesinden başka bir şey değil onların yaptıkları.” İvan da başkalarının yanında, babasının rezilliklerini işiterek büyümüş ve içine kapanık, nihilist düşüncelere sahip bir genç olmuş, kendinden nefret etmeye kadar varmıştır. İvan’ın konuştuğu bölümlerde tanrı, inanç, sistem, adalet, siyaset, toplum gibi konular daha çok dile gelir. Burada Dostoyevski’nin her şeyi sorguladığını görürüz. Büyük Engizisyon bölümü İvan’ın arayışının, yalnızlığının; ona ne kadar acı verdiğini görürüz. İvan herkese aslında biraz yukarıdan bakmaktadır.
Alyoşa ağabeyi İvan için şöyle der: “Kimseyi küçümsemez o. O sadece kimseye inanamaz.” Kitapta herkesin sevdiği hatta babasının bile sempati duyduğu tek karakterdir Alyoşa. Fakat o da “Karamazov” soyadından sıkılmıştır. Bu etiketten kurtulmak için ruhunu temiz tutmak ister ve manastıra gider. Manastırda Zosima ile çok iyi anlaşır kendisinin sahip olmak istediği baba figürüdür. Zosima öldükten sonra depresyona girer.
Ve gelelim Pavel Fyodoroviç (Fyodor’un uşağı) Smerdyakov’a. Smerdyakov bir insanın içinde bulunacak tüm şeytani özellikleri barındıran gayrimeşru oğul. Pavloviç’in yarım akıllı, köyün garibanı bir kızdan olan çocuğu. Pavloviç hiçbir zaman öz oğlu diye kabul etmemiş fakat yanında yaşamasına izin vermiştir. Smerdyakov kötü kokan anlamına gelmektedir. Smerdyakov’u hizmetlileri Grigori büyütmüştür ve bir gün tanrı hakkında sorduğu bir soru yüzünden Grigori’den dayak yer ilk sara nöbetini de o gece geçirir.
Babalarından nefret etmek için sebepleri çok olan oğullardan hangisi baba Karamazov’u öldürür?
Hayatta her ne yaşanılabilecek ise hemen hemen hepsini bulabileceğiniz bir eser. Özlem, acı, yalnızlık, fedakârlık, doğruluk, inanç, dostluk, adalet, kardeşlik, ihanet, yalan, aşk, kıskançlık ve hatta cinayet…
Sigmun Freud boşa dememiş, “bizden önce Dosoyevski vardı” diye.
Karamazov Kardeşler, roman kahramanları üzerinden psikanalitik çıkarımlar yapılmış bir kitap olmasının yanı sıra; Dostoyevski’nin kendi hayatına tuttuğu ve bize de gösterdiği bir büyüteç…



YORUM