Söyleşi: Türk Dünyasında Basın ve Medya Mirası

ANA SAYFASöyleşi ve Soruşturmalar

Söyleşi: Türk Dünyasında Basın ve Medya Mirası

Ahmet Şahin, Prof. Dr. Sebahattin Şimşir ile "Türk Dünyasında Basın ve Medya Mirası" üzerine bir söyleşi yaptı.

Osmaniye Basınının Hafızası: Gülsüm Şimşek ile Söyleşi
Afyonkarahisar’da Yerel Basının Tarihsel Gelişimi: Prof. Dr. Turan Akkoyun ile Bir Değerlendirme
Erzurum’dan Anadolu’ya Yayılan Söz: Prof. Dr. Hakan Temiztürk ile Mülâkat

Türk Dünyasında Basın ve Medya Mirası: Geçmişten Günümüze Matbuatın Entelektüel Atlası Prof. Dr. Sebahattin Şimşir ile Bir Mülakat
Konuşan: Ahmet Şahin

Ahmet Şahin: “Türk Dünyası ve Matbuat” adlı çalışmanızda hangi metodolojik yaklaşımı benimsediniz? Eseriniz tarihsel analiz, karşılaştırmalı basın çalışmaları ve kültürel aktarım kuramları açısından nasıl bir yöntemsel zemine yaslanıyor?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Türk Dünyası ve Matbuat eseri akademik bir kaygıdan ziyade Türk Dünyasının muhtelif bölgelerinden gazete ve dergi örnekleri ile bu gazete ve dergilerin mimarlarından bir kısmının biyografilerinin üniversitelerde lisans öğrencilerine faydalı olması ile hazırlanmıştır.

Ahmet Şahin: Matbuatın Türk dünyasında kolektif hafızayı inşa etme ve aktarma fonksiyonunu, Benedict Anderson’un “hayali cemaatler” kuramı ya da Habermas’ın kamusal alan teorisi çerçevesinde nasıl konumlandırırsınız?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Türk insanın em büyük problemi hafıza problemidir. Burnun dibindeki olayları bile kısa sürede unutuyor. Hafızasını yormayı sevmiyor. 21. Asrı Türk asrı yapacağım derken, bir gün sonrasının planlamasını yapamıyor. Bu zihniyeti uyandırmak maksadı ile muhtelif Türk ellerinden örneklerle kamusal alan çerçevesinde maddi değerlerine sahip çıkması planlanmıştır.

Ahmet Şahin: XIX. yüzyılda ortaya çıkan modern matbuatın Türk dünyasındaki ilk örnekleri, nasıl bir entelektüel zemin üzerinde gelişmiştir? Bu yayınlar arasında gözlemlenen tematik ve söylemsel ortaklıklar nelerdir?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Burada iki hususun ayrılması lazımdır. İdarenin çıkmasına izin verdiği yayınlar. İdareyi zorlayarak çıkan yayınlar. Bunlardan hangisini ele alırsanız alınız, ortaya çıkan tablo da birbirlerinden pek haberdar olduklarını söylemek mümkün değildir. Kazak basını, Kırgız basınının büyük çoğunluğu yerel idarecilerin kontrolünde iken az bir kısmı idareye rağmen çıkmıştır. Ancak şurası bir gerçek ki, Türk toplukları gibi Türk matbuatının da ortak tematik ve söylemsel ortaklıkları pek yoktur.

Ahmet Şahin: Sovyet dönemi Türk basın tarihini bir “kesinti” mi yoksa “dönüşüm” süreci olarak mı okumak gerekir? Bu dönemle ilgili özgün kaynaklardan elde ettiğiniz bulgular ne yönde?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Sovyet döneminden önce Çarlık Rusya’sı dönemine bakmak lazım. Burada da günün şartları dikkat çeker. Sözgelimi Azerbaycan’da yayınlanan Ekinci gazetesi günün şartları gereği Rus sansürünü aşmak için değişik yollar denemiştir. Mesela, çekirge afetinden bahsederken, afetin fiziki ve coğrafi gelişimini verip teknik özelliklerini vurguladıktan sonra Osmanlıda, Doğu Türkistan’da Sibir’de afetle şöyle mücadele edilmektedir denilerek diğer Türk topluluklarında hafızalara kazınmaya çalışılmıştır.

Ahmet Şahin: Matbuatın Türk Cumhuriyetleri’nde ve diasporada millî kimlik inşası, dil standardizasyonu ve kültürel iktidar alanları üzerindeki etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Türk matbuatı 120 yıl önce de ideolojilerine göre hareket etmiştir, bugünde benzer şekilde görülmektedir. Dolayısı ile Gaspıralı İsmail Bey’in Dilde, Fikirde, İşte Birlik sloganı ile çıkan Tercüman Gazetesi dışında milli kimliğe hizmet eden ikinci gazete olmadığı gibi, Türk Ocaklarının yayın organı Türk Yurdu da benzer etkiyi uzun müddet sürdürdüğü gibi zaman zaman bazı grupların kontrolüne geçmiş gibi gözükse de ana çizgi olan Türkçülük çizgisini devam ettirmektedir.

Ahmet Şahin: Eserde sıkça değinilen “ortak basın kültürü” idealinin önündeki yapısal ve tarihsel engeller nelerdir? Alfabe birliği, terim standardizasyonu ve içerik politikalarının bu bağlamdaki yeri nedir?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Ortak kültür birliği Almatı’daki bir gencin İstanbul’daki bir sanatçıyı Bakü’deki bir gencin Bişkek’teki olaya üzüldüğü noktaya gelmekle olur. Bizim bugün Türk Dünyasının en azından bağımsız devletleri nezdinde dahi başaramadık. Bunda da kültürel manada da olsa ortak paydamızın kaygısını taşıyanların birbirini anlamaması etkindir. Dolayısıyla aynı acı, aynı sevinci ortak hala getirmemiz lazım. Bugün bir Kazakistan futbol takımı olan Kayrat’ın Avrupa’da futbol oynamasının sevincine ortak olamayıp, bunlarda kim diyorsak ortak kültürün oluşumunda aksaklıklar vardır. Bu aksaklıkları ortadan kaldırmamız gerekmektedir.

Ahmet Şahin: Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve diğer Türk Cumhuriyetleri’nde basın geleneklerinin oluşumunda Osmanlı-Türk matbuat mirasının etkisi nasıl okunmalıdır?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Açıkça ifade edebiliriz ki, Türk dünyası matbuatının oluşumunda Osmanlı – Türk matbuatının kuruluş dönemleri için desteğini ifade etmek zorsa da, 1905 sonrası gelişmelerde bir on yıl kadar Bakü ve Kazan’da yayın yapan bazı gazetelerle irtibat olduğu görülmektedir.

Ahmet Şahin: Doğu Türkistan, Kırım, Kazan ve Balkanlar gibi Türk dünyasının farklı havzalarında gelişen yerel matbuat gelenekleri sizce nasıl bir “türdeşlik” ya da “çeşitlilik” gösteriyor?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Bu bölgelerdeki matbuat organlarının yöresel özellikler dışında ortak yönleri pek de yoktur. Onun için her bölgeyi kendi iç dinamikleri ışığında değerlendirmek gerekmektedir.

Ahmet Şahin: Dijital medya çağında “Türk Dünyası Matbuatı”nın yeniden tanımlanması gerektiğini düşünüyor musunuz? Bu bağlamda, dijitalleştirme, arşivcilik ve açık erişim platformlarının işlevi nedir?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Türk dünyası matbuatlarının da çağa uyması gerekmektedir. Lakin sadece dijital olmaz. Basılı olarak az da olsa arşivlenmelidir. Zira, dijital platformlarında bir gün yerini farklı bir modelin alacağını unutmamamız gerekir. O gün yarın gelecekmiş gibi tedbir almamız gerekmektedir. Bugün açık erişimde gördüğümüz yayınlar bir bakmışsınız erişim dışı olmuş. Ya da iktidar kapatılsın demiş erişim bitmiş. Bundan dolayı mutlaka gazete ve dergilerin arşiv için belirlenecek kütüphaneler için basılı nüshalarının konulması iyi olur kanaatindeyim.

Ahmet Şahin: Türk dünyasında ortak medya üretimi (örneğin TRT Avaz, Türksoy, haber ajansları) sizce ne ölçüde entegre bir iletişim politikası doğurabiliyor? Akademik iş birlikleri ve medya kurumları arasındaki ilişkiler yeterince güçlü mü?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Maalesef, adı geçen televizyonun beklenilen ilgiyi görmediği kanaatindeyim. Türksoy ise misyonun yürütmek istemekle birlikte, isteyen herkesin rahat ulaşabileceği bir noktaya sahip olmadığı gibi tanıtım sıkıntıları da söz konusu. Haber ajansları ise, basit haberler dışında birlik ve beraberliğe yönelik haberleşme konularında çok zayıflar. Olayların muhatabına ulaştırılmasında seri oldukları da söylenemez.

Ahmet Şahin: “Türk Dünyası ve Matbuat” adlı eserinizde yer verdiğiniz temsili yayın organları ve figürler nasıl seçildi? Bazı bölgelerin ya da dönemlerin eksik temsili konusunda aldığınız akademik geri dönüşler oldu mu?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Esere alınan gazete ve dergiler daha önce de ifade ettiğim gibi Üniversite öğrencilerinin her Türk bölgesinden birkaç örnek ile anlatılmaya çalışılmıştır. Bazı meslektaşlarım bazı yayınları da alsaydım daha iyi olabileceğini zikretmişlerdir. Ancak, bu günümüz şartlarında kitaba olan ilgisizlikten dolayı kısa bir süre de yeni bir baskısının yapılabilmesi mümkün olmadığından bu hususlar eklenememiştir.

Ahmet Şahin: Bu eseriniz, Türkoloji, basın tarihi ve uluslararası iletişim gibi farklı disiplinlerde nasıl bir yankı buldu? Sizce Türk dünyası çalışmaları için disiplinlerarası yaklaşım neden gereklidir?

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Maalesef değişik disiplinlerden beklediği yankıyı bulduğunu zikredemeyiz. Dediğim gibi okuyan sayısı her geçen gün azalmakla kalmıyor, sanki Türk Dünyasının bir parçasını ortaya koyduğum için suçlu olduğumu ima edenler daha çok oldu. Ama az da olsa teşekkür eden dostlarımızın olması bizim şevkimizin kırılmasının önüne geçtiği gibi, diğer çalışmalarımız için moral olmuştur.

Ahmet Şahin: Son olarak neler söylemek istersiniz? 

Prof. Dr. Sebahattin Şimşir: Teşekkür ederim. Tanrı bizlere Türk Dünyasının bir kısmının bağımsızlığını bize gösterdi inşallah sizlere de tamamının bağımsızlığını ve kültürel bir birlikteliğini göstersin.

YORUM

WORDPRESS: 0