Meral Afacan Bayrak | Öykü | Yeni Acımak Sokağı

ANA SAYFAÖykü

Meral Afacan Bayrak | Öykü | Yeni Acımak Sokağı

edebiyatdaima.com'da şiir, öykü ve denemeler yayımlamaya devam ediyoruz. Bu haftanın öyküsü Meral Afacan Bayrak'tan.

DENİZİNİ HATIRLATAN BOZKIR: KEREM IŞIK’IN SINIR’I ÜSTÜNE
MERVE YURTSEVER YAZDI: “BİR TALANIN SEVİNCİ” ÜZERİNE
Zeynep Şenel | Denizin Hayaletleri

Daldım sokağa… Sokağın taş döşeli el değmemiş güzelliğine diyecek yok. Bakıyorum. Sağa sola, yüksek binalara, tek tük kedilere.  Ayağıma hayli büyükçe bir tuğla takıldı. Kırmızı eski tip, olan oluyor. Yolun ortasında ne işi var ki? Kim bilir hangi yaramazın marifeti, ne yapalım,  gün ortası canım yandı durduk yere.

Oyun mu bu işte? Olmaz olsun böyle oyun… Yedi kat yerin dibine batsın. Sadiye arıyor. “Açmayacağım bu aramayı. Geçen defa beni bekletmişti.”

 Alacağı olsun, alçak köftehor, aramama cevap vermeyip, sabrımı zorlamıştı. Sonradan yaptığı açıklaması hiç kesmedi beni. Yani makul değil ki. Unutmuşmuş. Neden acaba? Sürekli bir cıvıldama hali. Uzun konuşunca dikkatim dağılıyor. Arama listesinde kaçıncıyım, öncelikli miyim, bu önemli bende.

Anlatamıyorum.

Ha ne diyordum? Kırmızı tuğla…

Arabaların bunu zamanında fark etmesi, direksiyonu ustaca sağa sola kırışları, ayrı bir dikkat oyunu.

“Tebrikler, ödül kazandınız!”

Taş ve iri.

Bak sen!

Yaradan’a sığınıp, atacaksın.

“İşte gerektiğinde kavrayıp atınca, iyi cam da kırar bu. Eylem ruhlu birinin eline denk gelmesin bak!”

“ Başınıza iş alırsınız.”

“Baksana sen bana.” dedi.  “Bekleye bekleye bozulan sular gibi bulanık ve acı bir hatıranın izdüşümlerine gözünü dikmiş boşuna bekliyorsun. Dirilen bir sevda masalı olsa, kanat takıp kaybolsam sonsuzluğunda huzurumu bozan bir şey olmasa! Böyle düşündün, ilkyaz yağmurlarına adanmış şiirler gibi, etkili.”

 Sıcak ve telaşlı ve nemli. Vazgeçilmezler listesinde en başta, sevinçli bir telgraf çiçeği kadar dirençli. Tamamen yaprakları solup dökülse bile, köklerinden ilk fırsatta çıkıyor oluşu her seferinde yeniden onu şaşırtıyor. Sırf bu yüzden bile, umutlu olabilir işte insan.

“Dinliyor musun beni?”

 “Artık öyle değil. Dirilsin diye can suyunu veren olmayınca, bu kez bitik bir kök olacak. Yeşermeyecek. Dibine kimyasal sıvı dökülmüş bunun. Adını bilmiyorum sıvının. Söndü. Kime söylüyorum?”

“Yeni taşındım. Adresim, Yeni Acımak Sokağı’nda. Bu yeni evimde ne kadar otururum keyfime kalmış. Zaman gösterecek. Alışmak kolay olmayacak belki.”

“Belki de bu güne kadar taşındığın her şehirden kolay alışacaksın.”

Yüzler güleç, diller tatlı, adımlar hareketli. Çünkü tanıdık, çünkü biraz rüzgârlı.

Sonra… Ayıp olmuşmuş. Yemek masasına beyaz, keten, ütülü örtü örtmeyi unutmuşsun. Ama son dakika olacak işler. Öyle bir dakika bulamayınca, sadece masayı donatmışsın da en önemli bir şeyi ihmal etmeyi… Ya kim takar, senin kadar böyle şeyleri? Bak gördün mü, yine konudan konuya…

“İlla kusur olur. O kadar kusur, kadı kızında da olur. Kusursuz bir Allah.” deyip geçeceksin. Çok kolay. Ama anlatamıyorum işte.

Web sitemizde (edebiyatdaima.com’da) yayımlanmasını istediğiniz öykü, şiir ve denemeleri bilgi@edebiyatdaima.com adresine word dosyası halinde gönderebilirsiniz.

YORUM

WORDPRESS: 0