Faik Öcal | Oya Baydar’ın Yolun Sonundaki Ev’i

ANA SAYFAKitaplık

Faik Öcal | Oya Baydar’ın Yolun Sonundaki Ev’i

Faik Öcal, Oya Baydar'ın "Yolun Sonundaki Ev" romanına dair yazdığı incelemeyle Daima Edebiyat'ta.

Faik Öcal | Haber Güvercinleri
Faik Öcal’ın Yeni Romanı “Manuşag – Misak Manuşyan’ın Kayıp Kız Kardeşi” Okurla Buluştu
Depremin Birinci Yıl Dönümünde Faik Öcal Yazdı: Hücre İnsan

Oya Baydar’ın Yolun Sonundaki Ev’i
Faik Öcal

Sıcak Külleri Kaldı, Oya Baydar’n ilk okuduğum romanı, 2000’de yayımlanmış, ben de o yıllarda okumuştum. Aradan çeyrek asır geçmiş. Doğrusu Ülkü Öztürk ve Arın Murat’ın aşklarını pek hatırlamıyorum; ama Oya Baydar ismi zihnime ve ruhuma kazınmıştı ta o yıllarda.  Onun dilinin sıcak küllerini hep hissettim ruhumun derinliklerinde. Farklı yerlerde duruyor olsak da istediğimiz dünya aynıydı aslında: Barışçıl ve hümanist bir dünya, dahası çocukların ölmediği, kadınların ezilmediği, emeğin sömürülmediği.

1940 İstanbul doğumlu Oya Baydar, şimdi doksana merdiven dayamış, kökleri ülkemizin er yerine ve dünyanın birçok yerine ulaşmış koca bir çınar. Edebiyatımızda apayrı bir yeri var. Onun T24 sitesinde köşe yazılarını okuduktan sonra onun insan olarak daha çok tanıdım, çok sevdim. O koca bir merhamet çınarıydı edebiyat toprağının derinliklerine kök salan.

Asıl üzerinde durmak istediğimiz ise onun Yolun Sonundaki Ev romanı. Acısıyla tatlısıyla her şey Yolun Sonundaki Ev’de olur biter. Biz şahit oluruz. Sevinçlerimizim göğünü unutup yere düşen kar tanelerinden bir farkı yoktur. Üzüntülerimiz ayaklarımıza dolanan mor sarmaşıklardır onun kurgu dünyasında. Yolun Sonundaki Ev’de neler olup biter, kimler gelip gider? Kuşlar hep dert mi yanar ağaçlara? Yürekler kan mı ağlar olur olmaz zamanlarda? Duvarlar sızım sızım sızlar mı suskunluktan? Bu soruların cevapları fazlasıyla mevcuttur romanda.

Roman birinci neslin dilinde şu üç kelimeyle başlar: martı, morsalkım ve kedi. Aynı kelimelerle biter üçüncü neslin umudunda. Yolun Sonundaki Ev’in üst katında Amca; Tom Anne-kocası Pipolu Adam ve çocukları Irmak ve Çınar vardır. Sonradan Irmak Fırat ile evlenir Diyarbakır’a gelin gider, Fuat Özgür ve Berivan adında iki çocukları olur.

Evin orta katında Anneanne; Oma (Feride)-Emre ikisini çocukları Umut, bir de Andi (Ant) vardır.  Alt katta Hala ve Baba ve Baba’nın çocukları Canset, ikizler: Katrin-Sîmin ve Sîmin’in oğlu vardır. Buçuk katta ise sonradan intihar eden Şair vardır.

Yolun Sonundaki Ev’den Öğrendiklerim:

Bir toprağın yurt olması, vatan olması için oranın ruhunu, duygusunu, ille de sevinçlerini, acılarını, rengini, kokusunu içinde hissetmek gerekir. Yolun Sonundaki Ev, nostaljik bir tat, eski güzel günlere özlem, şehrin kendi kendini kemiren baş döndürücü dönüşümüyle dalga geçen, tarihe not düşen bir tutam acı mizah, geçip giden zamana sessiz bir isyandır.

Kahraman ile hain arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizginin yer değiştirmesi an meselesidir.

Hain kim, kahraman kim, tarih karar verir derlerse, bu da yalan. Tarihi yazanlara bağlı her şey. Kim iktidardaysa onun tarihi yazılır, bu yüzden bütün tarihler yalancıdır. İnsan geçmişine hep geç kalıyor. Merak ettiği, öğrenme ihtiyacı duyduğu zaman, yaşananı anlatacak kimseyi bulamıyor, birkaç eski fotoğraftan bir de tarih kitaplarındaki kuru yalanlardan başka bir şey kalmıyor elinde.

İnsan çocukken, gençken sadece kendini tanımaya çabalıyor. Sonra bir gün, birden aile büyüklerini, yaşlı akrabaları, dostları tanıma isteği duyuyor içinde. O anın, kişinin gerçekten büyüdüğü an olduğunu düşünüyorum. Ama o an geldiğinde, gerçeğine ulaşmak, tanımak istediğimiz insanlar ya bu dünyadan ayrılmış oluyorlar ya da kararmış belleklerin dehlizlerinde, unutma bahçesinde dolaşıyorlar.

Hayatı anlamlı ve yaşanılır kılan ve insanı ayakta tutan umuttur. Dil insanın ülkesidir. Şair’in intiharının nedeni de buydu: anlamsızlık duygusu, hayatına bir anlam verememiş olmanın boşluğu, pişmanlığı, bir de artık yeniden başlama umudunun tükenmesi.

Hayat, insanın biriktirdiği anılarından başka bir şey değildir. Şair sözüdür: Her şey geçer, sadece derin yaraların izi kalır. İnsan bazen de susmalı, bir şeyler aramalı kendinde. Bu ülkede her şey değişti ve değişiyor. Değişmeyip nesilden nesle aktarılan ise korkular ve kaygılar oldu hep. Faili meçhul cinayetlerin imzasıdır elleri arkadan bağlı birini ensesinden tek kurşunla infaz etmek. Ölülerimizin mezarı, acılarımızın pınarı neredeyse vatanımız orasıdır.  Kemikler bile konuşur, kemiklerin sesini duymak gerek, ölüler içimizde diridir, kabirler korur onları. Yığınlar kendi ezilmişliklerini, kendi çaresizliklerini başkalarına zulümle bastırmaya çalışırlar.

Oya Baydar edebî ve ebedî anlamda kendi özgü bir havası ve tarihi olan bir Ev’i yaratmıştır. Roman hem dil, hem kurgu hem de mesaj anlamda oldukça başarılıdır. Baydar, bütün karakterleri evin tarihi ve nostaljik atmosferinde yaşatmasını bilmiştir. Anlatı evdeki karakterlerin anlatımıyla gerçekleşir. Her karakter kendi gerçekliğine, kendi hikâyesine, kendi varoluş sebebine göre romana dâhil olur ve sözüne söyler.

Peki, nedir Yolun Sonundaki Ev’in sırrı? Bu soruyu Oma şu şekilde cevaplandırmaktadır: Ülkenin yüzyıllık tarihinin özeti. Biz okurlar gerçekten bu özeti bir ev üzerinden okuyoruz ve yaşanılanlara şahit oluyoruz. Sîmin’e göre ise Yolun Sonundaki Ev, “kaderlerin kesişme noktasıdır.” Romancı ustalıklar karakterlerin kaderlerini birbirine bağlamış, üç nesil arasında köprüler kurmuş. Biz rahatlıkla bu tarihi köprüler üzerinden geçip kuşaklar arasında gel-git yapabiliyoruz.

Son sözü Janset’e bırakalım: Onca zaman aynı evde aynı insanlarla yaşarsan, eski hikâyeleri bilirsen, ister istemez karakutu olursun. Barındırdığım bir sır yok. Herkes kendi hayatını yaşadı, kendi kaderini satır satır yazdı. Rastlantılar sonucu bir araya gelmiş insanlardık. Ama babalarımızın, dedelerimizin hikâyelerinin kesiştiğini fark edince başka bağlar doğdu aramızda. O eski hikâyeler bu toprakların sürüp giden kader senaryosunun küçük bölümleridir. Gerçekçi bakacak olursak, sadece bu toprakların değil, çağımızın hikâyeleri bunlar. Karakutu istiyorsan, gerçek karakutu ben değilim, evin kendisi. Onu açıp deşifre etmek de mümkün değil.

Belki de Oya Baydar’ın bize söylemek istediği gerçek şudur: Herkes Yolun Sonundaki Ev’i içindedir; kimileri ulaşır yeniden inşa eder o evi, kimileri yıkar ve yitirir onun.

Yolun Sonundaki Ev-Oya Baydar / Can Yayınları / Sayfa; 272 / İstanbul; 2018

YORUM

WORDPRESS: 0