Mahmut Aksoy yazılarıyla her perşembe Edebiyat Daima'da. Bu haftanın yazısı "Dönmüş Ama Gelmemiş Olanın İkizi" şimdi yayında.
Dönmüş Ama Gelmemiş Olanın İkizi
Bu balkon sokağa burun, yukarı bakınca göğe baca, uzağa bakınca geçmişin tekrarını soluyan. Harflerin kelimede cüce kaldığı oluyor saatlerini çaldığım zamana katlanmamı sağlayan kış. Kışın içinde özlemediğim yazdan uzakta ne insanıyım?
Soğuktan yapılma ihtimaller insanı – perdeleri uzaya kapalı pencere insanı – biraz sonra insanı – suyun buza protez olacağı insanı – uğultunun manisini ezberleyen, yün, çamur, balçık insanı – arada kalmış kesinliğe bıçak insanı – İsrafil’in borusundan çıkacak sesi merak etmeyen, odayı griyle buluşturan insanı – Amerika’ya bilet düşünen ama almayan, alamayan Tibet insanı – efsanelerde kâğıdın tanrısını arayan, dilini mürekkebe batırıp uzağı yazan insanı – döşek, yer, rüzgâr kavminin insanı.
Bu sandalye kalçama hurafe silikonu, oturduğumu değil, geç kaldığımı taşıyor; kırmızıdır, kanın damardayken hangi renk olduğunu merak ettiriyor bana. Mavi, iğrenç salya, ne deniz ne gök mavidir, diyor bana. Gök ara rengidir yaşamakla bilenmenin, deniz ise yakın rengi ölümün. İnsan, diyor, bu sandalye, ne yaşamanın ne de ölümün rengidir! Olsa olsa kanda değişen şimdinin rengidir. Fısıltısı midemi bulandırıyor. Peki, yağmuru kimden çaldılar, deyip sustuğumda ne çocuğuyum?
İntiharın ruhunu gıdıklayan çocuğu – buhar, hiç çocuğu – balkona kemik olmuş çocuğu – sönecek balonun kaderiyle ters çocuğu – büyü de keder buluşlarına mucit ol çocuğu – gövdeyi ters besleyen dile öl çocuğu.
Ara mevsim mevsimler kararsızlığı anımsatıyor bana; kış kesinliğine damat gidiyor oluşum bundan. Baharın savunusu, sonbaharın savunusu vazgeçmeyi hedefliyor yaz ya da kış gelince. Arada kalmanın insanı değilken neyin ikiziyim?
Dönmüş ama gelmemiş olanın ikiziyim – hiç ikizi – bulutun göğe çektiği perde ikizi – yani zaman var ama gitmek yok ikizi – kalmak ısrarının ikizi – annemi karnımda taşımanın, bir süre sonra babamı penisimden akıtamamanın ikiziyim – genele hitap etmekten cayan ikizi – yani yaşamak çemberinin daraldığını gören, bu neyin çemberi, gördüğümü yutan dediğimin ikizi – çembere ad bulamamanın ikizi.
Evet, geldiğim cümle bu: Eğer kış olmasaydı dünyaya katlanmam daha zor olurdu.
Buraya kadar kışı soyut yazmaya hevesliydim. Şimdi soğuğun gerçekteki karşılığını düşününce bu hevesim baltalandı. Ama gerçekteki karşılığım fazlasıyla az. Kışı nasıl gerçeğe yakıştıramıyorsam, kendimi de gerçeğe uyarlamakta zorlanıyorum.
Yine de gidemediğim bir cümle bulmalıydım: Kış öğretisine yuvarlanmanın ezberini unuttum.
Dönemediğim cümle: Artık kış, ağzımdan çıkan kelimeleri de donduruyor; yaz gelecek, eriteceği kelimelerden cümle evinin enkazı altında kalacağım.



YORUM