Ahmet Şahin, Osmaniye'de yerel basın ve yayıncılık üzerine Dr. Ahmet Doğru ile bir söyleşi yaptı.
Osmaniye’de Süreli Yayıncılığın Serencamı: Yerel Kültür ve Dergicilik Tarihine Katkılar Üzerine Dr. Ahmet Doğru ile Bir Söyleşi
Ahmet Şahin: Osmaniye’de dergiciliğin geç gelişen bir kültürel faaliyet olarak ortaya çıkmasında etkili olan tarihî, sosyo-ekonomik ve coğrafi faktörleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Ahmet Doğru: Osmaniye, Fırka-i Islahiye ile şimdiki bulunduğu konumda yeni kurulmuş bir şehirdir. 1866’de ilçe olan Hacı Osmanlı köyü, Osmaniye adını alır. İlk gazete 1927’de Osmanlıca yayınlanan Cebel-i Bereket gazetesi olduğu söylenir ki kısıtlı imkânlar nedeniyle tek sayfa olarak bir defa çıktığı da belirtilir. 1866’da Payas merkezli Üzeyir sancağına bağlanmış olan Osmaniye, Üzeyir sancağı da Halep Eyaletine bağlıydı, 1879’da Cebel-i Bereket adıyla sancak (il) merkezi olmuştur. Fakat yeteri kadar şehirleşmediği için 1933’te yeniden kazaya (ilçe) dönüştürülmüştür. 1950’den sonra çok partili hayatın getirdiği imkânlar matbaacılığın önünü açmış ve gazetecilikle yerel basın canlanmıştır. 1958’de ilk lisenin, 1966’da ikinci lisenin açılmasıyla kültürel faaliyetler ortaya çıkmaya başlar. Dergicilik ise 1977’de Gençlik ve Sanat Şiir Antolojisi diye antoloji ve dergi karışımı bir yayınla başlar. Daha sonra 1984’te Genç Ozan diye bir dergi daha çıkar. Fakat asıl dergicilik 1985 yılında çıkan Güneysu ile başlamıştır. Güneysu yerel bir dergi olarak da kalmamış; kültür, sanat ve edebiyat dergisi olarak uluslararası bir kimlik kazanmıştır. Bu açıdan bakılınca 1985 yılında böyle bir derginin Osmaniye gibi bir ilçede çıkması, aslında o günün Türkiye’si için oldukça önemli bir gelişmedir. Benzeri bir hareket 1987’de Andırın Postası’nın eki olarak çıkan İkindi Yazıları’nda görülür ki Güneysu, daha öncedir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde Osmaniye’de dergicilik geç gelişen bir faaliyet olarak değil de ilçe kategorisinde örnek bir faaliyet olarak değerlendirilmelidir.

Ahmet Şahin: Adana’ya bağlı bir ilçe iken Osmaniye’deki yayıncılığın kıpırdanmaya başlamasıyla birlikte matbaanın teknik imkânlarının genişlemesi nasıl bir dönüm noktası teşkil etti?
Dr. Ahmet Doğru: Güneysu dergisi 1985 yılında ilk sayısı kurşun harflerin elle dizgisiyle tipo baskı olarak çıkmıştı. Daha sonra Adana’da ofset baskı arayışları, Osmaniye’deki matbaaları da ofset baskı makinelerine yönlendirmiş, matbaanın teknik imkânlarının gelişmesine öncülük etmiş ve Osmaniye matbaalarına da ofset baskı makinelerinin gelmesine katkı sağlamıştır.
Ahmet Şahin: İkinci Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan süreçte Osmaniye’nin basın-yayın haritasındaki konumu hakkında ne söylersiniz?
Dr. Ahmet Doğru: Başta da belirttiğim gibi 1866’da kurulan bir ilçe. İlçe olması doğal bir gereklilikle değil de siyasi bir nedenledir. Burada yaşayan göçebe aşiretleri yerleşik hayata geçirmek üzere ilçe olan Osmaniye, kuruluş nedenini tam anlamıyla gerçekleştirememiştir. Aşiret isyanları bastırılsa da şehirleşmeye karşı istendik bir hava oluşmamıştır. Bu yüzden ilçe merkezinde olması gerekenler bile (devlet kurumları, okullar) tam olarak hayata geçmemiştir. Kaymakam konağı dahi kurulmamış, gelen kaymakamlar zengin bir ailenin konağındaki misafirhaneyi, kaymakamlık olarak kullanmıştır. Bu durum basın yayının da gecikmesine sebep olmuştur. Cebel-i Bereket Mutasarrıflığında ilk gazetenin 1927 veya 1928’de çıktığı söylentisi mevcuttur. Gazetenin adının Cebel-i Bereket veya Haraz olduğu, eski ve yeni yazıyla karışık çıktığı da söylentiler arasındadır. Bilinen ve nüshaları bulunan ilk gazete 1950 yılında yayın hayatına başlayan Osmaniye Postası’dır.

Ahmet Şahin: Osmaniye’de yerel dergiler hangi kültürel boşluğu doldurmuştur? Özellikle “dil ve edebiyat mektebi” olma vasfı nasıl inşa edilmiştir?
Dr. Ahmet Doğru: Yerel dergiler, özellikle Güneysu, kültür ve sanat etkinliklerinin düzenlenmesine vesile olmuş, Osmaniye’de yaşayan söz sanatçılarının (şair, yazar, âşık) tanınmasına ve yeni sanatçıların yetişmesine katkı sunmuştur. Taşra dergileri genelde kültür, sanat ve edebiyat ağırlıklı dergileridir ki bunlar hemen hemen her yerde bir edebi muhitin doğmasını sağlamıştır. Osmaniye’de de durum aynıdır. Güneysu çevresinde bir edebiyat ortamı oluşmuştur. Özellikle iki lisenin açılmasıyla, yani 1966’dan sonra başlayan sanat ve kültür alanında bir hareketlilik Osmaniye’de güçlü bir edebi muhitin oluşmasını sağlar. Bu durum, ilk meyvesini 1977’de çıkan Gençlik ve Sanat Şiir Antolojisi adlı antoloji ve dergi karışımı bir ürünle verir. 1980 sonrasında Albay Ahmet Neşet Dinçer’in Osmaniye gelmesi, şair ve yazar kesimini çevresinde toplaması, şiir günleriyle şiir sergileri gibi etkinliklerin yapılmasına katkı sunması ve 1985’te Güneysu dergisinin yayın hayatına başlaması bu muhitin tarihi sürecidir.
Dergilerin dil ve edebiyat mektebi olabilmesi için sanatçıları çevresine toplayacak, birleştirici bir ismin derginin başında olması gerekir ki bu isim Osmaniye’de Albay Ahmet Neşet Dinçer olmuştur. Onun emekli olmadan önce askerlik şubesi başkanı iken yaptığı toparlayıcı etkinlikler ve emekli olduktan sonra kurduğu dernek birleştirici bir etkiyi sağlamıştır.

Ahmet Şahin: Güneysu ve Kırağı gibi dergilerin hem içerik hem de biçim bakımından diğer yerel yayınlardan farklarını nasıl açıklarsınız? Bu farkların sürdürülebilirliğe etkisi nedir?
Dr. Ahmet Doğru: Güneysu ve Kırağı dergileri yayın hayatına başlar başlamaz, yerel bir etki oluşturmak yerine ulusal çapta bir hareketliliği ön plana almışlardır. Güneysu’nun böyle bir misyon yüklenmesinde Kahramanmaraş’taki Dolunay dergisiyle Bahaettin Karakoç’un etkisi büyüktür. Rahmetli Karakoç, ulusal çapta düzenlediği Dolunay Şiir Şölenlerinden birini Osmaniye’de Güneysu dergisi adına düzenleyerek hem böyle bir geleneğin Osmaniye’de yer bulmasına hem de Güneysu dergisinin ulusal çapta tanınmasına olanak sağlamıştır. Kırağı dergisi, 1994 yılında Güneysu dergisinden ayrılırken Tayyip Atmaca, Güneysu dergisi sayesinde ulusal çapta tanınmış bir isimdi. Bu yüzden Kırağı dergisi çıkarken de yerel bir dergi görünümün uzaktı. Kırağı dergisi, yerelden ziyade baskısı ve içeriğiyle modern bir dergi havasıyla çıkmıştı.

Bu dergilerin oluşturduğu farklılıklar dergilerin genel yayın yönetmenliğini yapan isimlerle sürdürülmüştür. Güneysu, Bestami Yazgan’la; Kırağı, Tayyip Atmaca’yla bir ekol olmaya çalışmıştır. Güneysu, yerel bir edebiyatı milli bir hava ile modernleştirerek ulusal sınırların dışına taşmış ve Türk dünyasına hitap eden bir dergiye dönüşmüştür ki o yıllarda Azerbaycan’ın güçlü kalemi Bahtiyar Vahapzade’de de şiirleriyle Güneysu sayfalarında yer bulmuştur. Kırağı, Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi çevresinde oluşturduğu muhafazakâr havayı “İslamcı Edebiyat” yaklaşımıyla devam ettirme yoluna gitmiştir. Her iki dergi de 2000 yılının başlarında genel yayın yönetmelerinin (Güneysu, Bestami Yazgan’ın; Kırağı, Tayyip Atmaca’nın) İstanbul’a gitmeleri nedeniyle yayın hayatlarını sonlandırmıştır. Yalnız Güneysu dergisi, 2012 yılında, benim editörlüğümle yeniden yayın hayatına başlamış ve 2023 depremine kadar yayın hayatını sürdürmüştür.
Ahmet Şahin: Dergicilik faaliyetinde biçimselliğin uzun yıllar ikincil önemde kalmasının ardındaki zihniyeti ve olanakları nasıl analiz edersiniz?
Dr. Ahmet Doğru: Dergilerdeki biçimsellik, taşrada, biraz ekonomi ve biraz da teknolojiyle ilgilidir. Taşra dergileri yeterli kaynağa sahip dergiler değildir. Bunun yanı sıra oradaki matbaa teknolojisi de biçimselliği belirleyici bir rol üstlenmektedir. Özellikle Güneysu, yeterli kaynağı bulup dergiyi il merkezi Adana’da bastırmaya kalkışınca biçimselliğin düzeldiği ve daha estetik bir görünümün dergide yer bulduğu görülür. Bunun yanında derginin Adana’da bastırılması o günün şartlarında sadece yeterli bir kaynakla olacak bir iş de değildir. Yeterli vakti olan dergi yönetmenlerinin de olması gerekiyordu. Ayrıca dergi yönetmenin estetik bir bakışı, matbaa çalışanlarını ikna edecek bir yaklaşımı da olmalıydı. Bugün için bu durum çok daha kolay. Sanal kanaldan çevrimiçi her şey çok rahat halledilecek durumdadır.

Ahmet Şahin: Osmaniye’de dergicilik tarihine yön veren Salih Sefa Yazar, Ahmet Neşet Dinçer, Bestami Yazgan gibi isimlerin matbuatın kurumsallaşmasındaki rolü nedir? Bu isimlerin etrafında oluşan edebî halkalar nasıl bir “taşra entelijansiyası” ortaya çıkardı?
Dr. Ahmet Doğru: Daha öncede söz ettiğim gibi, kurucu güç Albay Ahmet Neşet Dinçer. Dinçer, Salih Sefa Yazar’ın şair olarak tanınmasına ve Bestami Yazgan’ın şair olmasına vesile olmuştur. Dinçer’in kurduğu Osmaniye Kültür Turizm ve Kalkındırma Derneği hem Güneysu dergisinin çıktığı kurum hem de Osmaniye’de şair ve yazarların toplandığı bir ocak olmuştur. Bestami Yazgan ve Tayyip Atmaca gibi dergi geleneğini de sürdüren güçlü isimlerin yetişmesinde; Salih Sefa Yazar, Mehmet Avşar gibi isimlerin de tanınmasında Ahmet Neşet Dinçer önemli bir rol oynamıştır. Dergi çevresi, hem Güneysu hem Kırağı, öyle bir taşra entelijansiyasını ortaya çıkarmıştır ki bu isimler ulusal çapta tanınır olmuşlardır. Devam etmese de benim kurduğum Sanat Adamları Derneği (SADE), derneğin çıkardığı Baykuş Dikey Duruş Dergisi, sonra Ercan Sağlam’la benim çıkardığı Su Edebiyat ve daha sonra yeniden yayın hayatına başlayan Güneysu dergisi hep bu edebi halkaların devamı niteliğindedir.
Ahmet Şahin: Osmaniye liselerinde görev yapan edebiyat öğretmenlerinin yerel yayıncılık üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Okul dergileri bu bağlamda nasıl birer kültür taşıyıcısı işlevi gördü?
Dr. Ahmet Doğru: Osmaniye liselerinde görev yapan edebiyat öğretmenlerinden Bestami Yazgan Hocamla benim edebiyat dergileri ile öğrenci yetiştirme kaygımız oldu. Bunun dışında çıkan diğer dergiler ve dergileri çıkaran öğretmenler ya böyle bir kaygı gütmediler ya da böyle bir kaygıyı ısrarla devam ettirmediler.
Liselerde çıkan Bizim Anadolu, Doğrudan, Enderun, Elif, Kırk Gram Tebessüm, İstasyon, 24 Kasım gibi kültür, sanat ve edebiyat içerikli dergiler ancak bir iki sayı çıkabilmiştir. Dolayısıyla bunlar sadece tanıtıcı bir işlev yüklenmişlerdir. Kültürü geliştirme ve taşıma gibi işlevleri devam ettirmek için bunların sürekli olması gerekirdi ki bu da mümkün olmamıştır.
Ahmet Şahin: Bugün itibarıyla Osmaniye’de yayımlanmış dergilerin kayıt altına alınması, arşivlenmesi ve akademik erişime sunulması konusunda nasıl bir eksiklik yaşıyoruz? Ne tür kurumsal adımlar atılmalı?
Dr. Ahmet Doğru: Bu konuda Çukurova Üniversitesinde öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Tuğrul Kara hocanın güzel düşünceleri vardı. O, Osmaniye’de yayınlanan gazete ve dergilerin şehir müzesinin bir bölümünde arşivlenmesini ya da müstakil bir yerel matbuat kütüphanesi veya müzesi kurulmasını önermişti. Bu konuda gerekli çalışmaların yapılması için biz zaman bulamadık henüz. İl kültür müdürlüğünde veya üniversitede de böyle bir kaygı güdecek bir yetkili de henüz çıkmamıştır. İlerleyen zamanda umarım bu tür çalışmalar hayata geçer.

Ahmet Şahin: Osmaniye’de sürekli yayıncılığın sürdürülebilirliği bağlamında maddi ve teknik kısıtların hâlâ bir engel teşkil ettiğini düşünüyor musunuz? Elektronik yayıncılığa geçişte Osmaniye ne durumda?
Dr. Ahmet Doğru: Yayıncılık için gerekli maddi ve teknik imkânlar hâlâ kısıtlı. Bunun ekonomik boyutu kadar, kültür boyutu da var. Ekonomik yeterliliğin yanı sıra, yayıncılık faaliyetlerinin gerekli olduğunu düşünen yetkililer ve ilgililer de yok. Elektronik yayıncılık, sıradan yayıncılık için yeteri kadar gelişmiş durumda fakat kültür ve sanat yayıncılığı için yeterli değil. Mesela Güneysu dergisini, sanal ortama bir türlü taşıyamadık. Bunun için destek olacak bir mecra, bir merkez yok. Böyle bir kültür hazinesini dijitale taşımak için gerekli teşvik de yok maalesef.
Ahmet Şahin: Osmaniye dergiciliğinde mizah, edebiyat, sanat ve dini düşünceyi barındıran çok sesliliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu çeşitliliğin Osmaniye’nin toplumsal yapısına yansıması ne şekilde olmuştur?
Dr. Ahmet Doğru: Olması gereken çok sesliliktir zaten. Bu çok seslilik için Osmaniye’de imkânlar müsaitti diyelim öncelikle. Her ne kadar muhafazakâr bir yapı kendini ağırlıklı olarak gösterse de siyasi, kültürel ve ekonomik bütün toplumsal yapılar Osmaniye’de de varlığını bir şekilde sürdürüyor ve bu durum ağırlıklı yapıya bir karşı çıkış sergilemediği için de sessiz ve sakin bir şekilde devam ediyor. Yansıma da bu şekilde olmuş, doğal ortamı bozmamış ve dernekle dergi çerçevesinde kalmıştır.
Ahmet Şahin: Yerel dergiciliğin genç kuşaklara ulaşmasındaki kırılma noktaları nelerdir? Bu kopuşu nasıl telafi edebiliriz?
Dr. Ahmet Doğru: Sanal dünya, sosyal medya yeni bir kültür ve sanat alanı oluşturmuştur. Gençlerin ilgisi de bu yöndedir. Bir öğrencim bana şiirini göstermişti, ben de “fena değil” demiştim. Öğrencim bozulmuş: “Bu sosyal medyadaki bir sayfada 14 bin beğeni aldı hocam” demişti ve benim eleştirimi kabul etmemişti.
Bu kopuşun telafisi nasıl olur? Bu konuda bir şey söylemek çok zor. Artık usta bir şair veya yazar bu ortamda bir otorite değil. Bu yüzden de sözünün, eleştirisinin genç kuşaklar için bir önemi yok. Bu nasıl önemsetilir? Dahası usta şair ve yazar nasıl tespit edilir? Çünkü sanal mecra kendini şair ve yazar sanan birçok kişiyi de ortaya çıkarmış durumda. Güçlü dergilerin satış rakamları yok denecek kadar az ki o dergiler sürekli aynı isimlerle yola devam ettikleri için bir yenileşme ve bu yenileşmenin getireceği bir etki de gözükmüyor. Bu da onların ciddiyetini gölgeliyor ve otorite olmalarını öteliyor. Böyle bir ortamda “gençlerin kopuşu nasıl telafi edilir” oldukça önemli bir soru… Üzerinde çok konuşulması ve düşünülmesi gereken bir soru diye düşünüyorum.
Ahmet Şahin: Osmaniye’de yerel dergiciliği geleceğe taşımak adına üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun nasıl bir rol üstlenmesi gerekir?
Dr. Ahmet Doğru: Üniversiteler bu dergileri sahiplenmeli. Hatta bu dergiler için, Güneysu gibi yerelden uluslararası bir alana ulaştıysa, kürsüler kurulmalı ya da araştırma enstitüleri açılmalıdır derim. Yerel yönetimler, insanlara temiz su, temiz hava sağlama görevleri olduğu kadar; temiz bir sanat, temiz bir kültür sağlama görevleri olduğunu da düşünmelidir. Sivil toplum da kültürle sanatın kendi varlık sebebi olduğunun bilincinde olmalıdır.
Ahmet Şahin: Sizce Osmaniye’de çıkarılan dergiler, yerel belleği kurma ve muhafaza etme işleviyle aynı zamanda bir “kültürel arşiv” mi oluşturmaktadır?
Dr. Ahmet Doğru: Mutlaka yerel gazete ve dergileri, kültürel bir arşivdir. Bu yüzden kıymetlidir. Korunmaları, yaşatılmaları ve geliştirilmeleri gerekir. Aynı zamanda yakın tarihin de tanığı, gelişimin göstergeleridir. Yerel bellekleri korumak ve göstermek için sadece Osmaniye’de değil, bütün illerde matbuat müzeleri ve arşivleri oluşturulmalıdır.
Ahmet Şahin: Osmaniye özelinden hareketle Türkiye taşrasında yürütülen yerel dergiciliğin ulusal kültür politikaları içinde yeterince yer bulabildiğini düşünüyor musunuz?
Dr. Ahmet Doğru: Osmaniye’den hareketle taşrada yürütülen yerel dergiciliğin ulusal kültür politikaları içinde yeterince yer bulduğunu düşünmüyorum. Kültür Bakanlığı kütüphaneleri abone yaparak bir parça maddi destek sağlasa da dergilerin yayın politikasına katkı sunacak, onları seçici kılacak, kaliteli bir yayın sürdürecek, yerele ve ulusala katkı sunması sağlayacak hiçbir çalışma yok. Kültür Bakanlığı yerel kültüre katkı sunan gazeteleri, dergileri ve yayınları ödüllendirerek etkin ve yararlı bir yayıncılığın önünü açabilir. Sadece abone olarak katkı sunmak, sapla samanı birbirinden ayırmaz.
Ahmet Şahin: Son olarak neler söylemek istersiniz?
Dr. Ahmet Doğru: Dergicilik, editörlük ve yayıncılık faaliyetleri her il için kıymetli kültür çalışmalarıdır. Her ilin, her şehrin bu alanda kültür müdürlükleri bünyesinde yerel yayıncılık şubelerinin olması gerekir. Bu durum hem okuma ve yazma adına hem kültürel ve sanatsal çalışmalar adına büyük bir kazanım olur. Bu gelişen Türkiye’nin, kültürel anlamda büyümesi anlamına gelir. Şu an için bu mümkün gözükmüyor. Çünkü kültürel çalışmaların maddi getirisi gözle görülür bir şey değil. Kültürel düzey de henüz bu seviyeye gelmiş değildir diye düşünüyorum. Fakat kültürel çalışmalardan “gençlerin kopuşunun telafisi” de bu yollarla engellenebilir kanaatineyim.
Son olarak böyle bir söyleşi için, bu güzel ve kıymetli sorular için size çok teşekkür ederim. İnşallah yerini bulur, yerel yayıncılığa ve Türk kültürüne katkı sunar.



YORUM