Deliliğe Övgü: Akıllıyım Diye Gezen Delilerin Dünyası

ANA SAYFAKitaplık

Deliliğe Övgü: Akıllıyım Diye Gezen Delilerin Dünyası

Güllü Zabunoğlu, Desiderius Erasmus'un Deliliğe Övgü adlı kitabına dair yazdığı incelemeyle Daima Edebiyat'ta.

İspermeçet Balinaları Üzerinden Varoluşumuzun Zorunlu Bağları
Leonardo Da Vinci Üzerinden Basitlik Üzerine Bir Perspektif
Sokrates ve Ölüme Bakış

Deliliğe Övgü: Akıllıyım Diye Gezen Deliler Dünyası
Güllü Zabunoğlu

Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabını bitirdikten sonra uzun bir süre kafamın içinde dönüp duran tek şey şu oldu: “Biz gerçekten akıllı mıyız, yoksa sadece öyle mi sanıyoruz?” Kitap biraz kafa karıştırıyor ama güzel bir şekilde… Hem düşündürüyor hem de yüzünde hafif bir gülümsemeyle okuyorsun. Çünkü Delilik, yani kitabın anlatıcısı, aslında bizim ne kadar saçma şeylere değer verdiğimizi, neye güldüğümüzü, neye kızdığımızı, nasıl yaşadığımızı tek tek anlatıyor. Ama bunu öyle doğrudan söylemiyor, üstü kapalı, ince bir alayla yapıyor. Sanki arkadaşın seni iğneliyor ama bunu öyle tatlı söylüyor ki kızamıyorsun ya, işte öyle bir anlatım.

Delilik Konuşuyor, Biz Susuyoruz

Kitapta anlatıcı, bizzat “Delilik” adlı bir karakter. Yani Delilik, kendi kendini övüyor. İlk başta bu fikir tuhaf geldi ama sonra düşününce çok zekice. Çünkü insanlara dışarıdan bakınca, gerçekten çoğunun akıllı olduğunu sandığı ama aslında ne kadar saçma davrandığı ortaya çıkıyor. Mesela biri para peşinde koşuyor, diğeri sürekli alkış bekliyor, öteki her konuda konuşuyor ama hiçbir şey bilmiyor. Bunlar bize normal geliyor ama Delilik diyor ki: “Asıl siz delisiniz, hem de bunu anlamayacak kadar körsünüz.”

Din Adamlarına İnce Ayar

Erasmus burada bayağı cesur. Çünkü o dönem kilise çok güçlü, ama Erasmus bu gücün nasıl yanlış kullanıldığını açık açık eleştiriyor. Din adamlarının bazıları halkı kandırıyor, kendilerini Tanrı gibi görüyor, lüks içinde yaşıyorlar. Amaçları inanç değil, güç ve para. Tabii Erasmus dini değil, bu dini yanlış temsil edenleri eleştiriyor. Gerçek Hristiyanlıkta tevazu, sadelik, sevgi var. Ama kitapta görüyoruz ki o dönemin dini temsilcileri bu değerleri çoktan unutmuş. Ve bence bu kısım bugün bile geçerli.

Bilgi Sahibi Olmak mı, Ukala Olmak mı?

Erasmus, sadece dini değil, bilgiyi kullananları da eleştiriyor. Özellikle sahte akademisyenleri. Yani kitap okuyup her konuda konuşan ama aslında hayatla bağını koparmış insanlara çok güzel dokunduruyor. “Gerçek bilgelik sessizlikte saklıdır” der gibi. Sürekli entel gibi konuşan ama hiçbir işe yaramayan tipleri görünce insan hâlâ bu sözlerin geçerli olduğunu fark ediyor. Demek ki sorun sadece geçmişte değil, bugün de aynı.

Kitabın başka bir bölümünde kadınlardan, yaşlılardan ve âşık olan insanlardan söz ediyor. Kadınları bazen eleştiriyor ama çok sert değil, hatta biraz sempatik bir şekilde. Yaşlıların genç görünmeye çalışması ya da âşıkların gözünün hiçbir şeyi görmemesi gibi durumlara değiniyor. Hepimiz bunlara tanığız zaten. Mesela birine âşık olduğumuzda gerçekten her şeyi mantık dışı yapıyoruz, farkında bile değiliz. Erasmus da bunu “tatlı bir delilik” olarak anlatıyor. Doğruya doğru.

Kitabın dili bana çok etkileyici geldi. Hem ciddi şeyler söylüyor hem de bunu mizahla süslüyor. Güldürerek düşündüren yazarlardan. Yani sen kitabı okurken eğleniyorsun ama bir yandan da “bunu bana mı dedi acaba?” diyorsun. Çevremdeki insanlara baktığımda, kitapta anlatılan birçok kişiyi hatırladım açıkçası. Bu da yazarın başarısı.

Bugünle Bağlantısı

En çok şaşırdığım şey, aradan beş yüz yıl geçmiş olmasına rağmen kitabın hâlâ güncel olması. Bugün sosyal medyada her şeyin uzmanı olan insanlar, görünüşe önem verip içi boş yaşayanlar, sahte din tüccarları, bilgiyle hava atan ama hiçbir şey üretmeyen tipler… Hepsi bu kitapta var. Erasmus sanki bugünü görmüş gibi yazmış. O yüzden bu kitap zamanın ötesinde bir eser bence.

Deliliğe Övgü, bana göre “Akıllı kim, deli kim?” sorusunu sorgulatan bir kitap. Erasmus, bize öyle bir ayna tutmuş ki hem gülüyor hem de utanıyoruz. Kitabı bitirdiğimde kendime de döndüm, “ben acaba ne kadar deliyim?” diye düşündüm. Ve sanırım biraz delilik hepimizde var. Ama belki de mesele, bu deliliğin farkında olup olmadığımızda yatıyor.

Kitabın sonuna geldiğimde şu fikir aklımda kaldı: Hayatı biraz delilikle yaşamak kötü değil. Zaten fazla ciddiye aldığımızda işin içinden çıkamıyoruz. Belki de Erasmus’un dediği gibi, gerçek delilik, deli olduğunu fark etmeyenlerde.

YORUM

WORDPRESS: 0