Oscar Wilde’ın Işıldayan Aforizmaları: Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar

ANA SAYFAKitaplık

Oscar Wilde’ın Işıldayan Aforizmaları: Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar

Güler Zehra Kurt, Oscar Wilde'ın aforizmalarından oluşan "Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar" adlı kitaba dair yazdı.

BENİM RÜYALARIM HEP ÇIKAR’IN GİZEMLİ İZLEKLERİ
Neşe Koçak’tan Yeni Kitap: Kaybolduğum Şehirler
On Bir Öykücünün Ortak Emeği: “Var mıydık?”

OSCAR WILDE’IN IŞILDAYAN AFORİZMALARI: YALNIZ SIKICI İNSANLAR KAHVALTIDA PARILDAR

Güler Zehra Kurt

Pek çok oyun yazıları, hikayeleri ve ünlü romanı “Dorian Gray’in Portresi” ile tanıdığımız Oscar Wilde çeşitli gazeteler ve dergilerde hayata dair düşüncelerini aforizmalar şeklinde belirtmiştir. “Yalnız sıkıcı insanlar kahvaltıda parıldar” bu aforizmaların toplandığı bir derleme. Wilde nüktedan kalemi, özgün düşünceleri ve çarpıcı tespitleri ile bu eserinde de bize ele alınması gereken mühim bir düşünür olduğunu gösteriyor. Analizimi bu eserde yapmak istememin nedeni, Oscar Wilde’ın pek bilinmeyen zengin düşünce yapısının beni çok etkilemesi.

Sanat ve estetiğe dair düşünceleri ile bilinen Oscar Wilde aforizmalarında da sanata dair pek çok bakış açısı sunmuştur. Kitabın ilk sayfasında “Hayatın sırrı sanattır.” diyen Wilde’ı anlamak için yine kitaba bakmak gerekiyor. Wilde sanatı şu şekilde niteler:
“Sanat bizi kendimize gösterir.” Antik Çağ’dan bu yana pek çok filozofun verdiği ortak öğüt “Kendini tanı”dır.” Belki de Wilde’ın hayatın sırrını sanat olarak belirlemesinin temelinde sanatın adeta ayna görevi görmesi ve insana kendisi hakkında pek çok fikir vermesi vardır.

Yeni Platoncu Plotinus sanatın en önemli dallarından olan mimariyi şu şekilde tanımlar: “Mimari, binayı ortadan kaldırdığımızda kalan şeydir.” Bu tanım sanatın aslında bizimle ilgili olduğunu vurguluyor. Sanatta asıl önemli olan şey yalnızca bir bina görmekten ziyade binanın bizde uyandırdığı durumlara ve görünenin ardındakine vakıf olmaktır. Wilde da sanatı kendimizi tanımak için bir araç olarak görüyordu. Kitapta “Sanatın gerçekte yansıttığı izleyicidir, hayat değil.” sözü ile yine bu düşüncesini belirtmişti. Bir kalıba ve yönteme sokulması mümkün olmayan sanat, insanı kendisinde olan şeye götürecektir. Kendisinde itidal ve doğruluk barındıran kişi bir tablodaki ahenkle kullanılmış renklere odaklanırken kederli birisi aynı tablo ile hüzünlü bir anısına gidebilir. Wilde bu bakış açısı ile sanata fazlasıyla değer vermiş ve hatta doğal güzelliklerin üstünde tutmuştur. Çünkü doğa dış dünya ile ilgili iken sanat bizi bize tanıtır. Çoğunlukla olanı ve bazen de olması gerekeni gösterir.

Kitapta yaşamla ilgili de pek çok fikir sunan Wilde “Yaşamın yüce gayesi yaşamaktır, az insan yaşar.” sözü ile çarpıcı bir tespitte bulunmuş ve yine sanat ile yaşamı bağdaştırarak “Yaşamın amacı bir sanat eseri olmaktır.” demiştir. Yaşamı yaşamak ne anlama geliyor ve Wilde yaşamaktan ne kastediyor? Yaşamın gayesi olarak insanın yaşadığı takdirde bir sanat eserine dönüşeceğini söylüyor. Wilde için sanat kişiyi yansıtan, özgün ve eşsiz bir aynadır. İnsan başka fikirlerin ve zorunlulukların gölgesinde kalmak yerine bizatihi kendi düşüncesi ve doğrusu dahilinde yaşadığında hayatı onu yansıtan eşsiz bir sanata dönüşecektir. Muhtemelen Wilde’ın yaşamaktan kastı da budur. İnsan hayatın farkına varmalı ve bütün içerisinde kendine verilen yer dahilinde ortaya güzel bir tablo çıkarmalıdır. Bu tablo kişi kadar eşsiz ve özgündür. Hüzünleri, mutlulukları, aşkları, düşünceleri ve eylemleri içerisinde de ortaya çıkan ahenk gerçekten yaşadığının kanıtı olacaktır.

Son olarak Wilde’ın beni çok etkileyen ve günümüz için bir uyarı niteliğinde olan dil hakkında sunduğu bir aforizmayı da paylaşmak istiyorum:

“Dil sahip olduğumuz en asil araçtır hem düşünceyi ortaya çıkarmak hem de saklamak için; konuşmak başlı başına bir tür ruhani harekettir ve karşılıklı konuşma sanatların en latifidir.”

Teknolojinin gelişmesi ve sanal dünyanın gerçek dünyaya fazlasıyla dahil olması ile birlikte her şeyin pratik amacına odaklanılmış, manadan ziyade işlev öne çıkmış, hızlanan ve basitleşen yaşamla birlikte kelimeler de önemini kaybetmiştir. Modern insan kavramların değerini unutmuştur. Kişinin zihninin zenginliği kavram dünyasına yansır. Yalnızca akıl sahibi insan kavramlara sahiptir. Aklın sarih olması kişide kendisini ifade ediş şeklinin zengin ve berrak şekilde ortaya çıkmasını sebebiyet verecektir. Düşüncenin zarafeti dilde vuku bularak sohbeti lezzetli iletişimi de verimli kılmalıdır. Sanal dünya insanı dildeki bu majör değişimin ne derece felakete yol açacağını görmeli ve toplumun düzeni için iletişim kurmaya ihtiyacı olduğunu bilmelidir. Zihnindeki kavram bulanıklığı giderilmeli, kavramların manası doğru bilinmeli, gündelik konuşmada bu kavramlar yerinde kullanılmalı ve zenginleştirilmelidir.

Kendimizi biraz daha iyi ifade edebildiğimiz bir toplumda pek çok şey güzele doğru evrilecektir. Bunun için insan bol okumalı, dinlemeli ve bilgi aktarımında bulunmalıdır. Ben de bu yazımda düşünce dünyamı geliştiren ve farklı bir perspektif sunan değerli edebiyatçı ve düşünür Wilde’ın eseri dahilinde fikirlerimi sunmuş oldum. Zevkle okuduğum bu altmış sayfalık derlemeyi herkese önerir ve gerçekten yalnızca sıkıcı insanların kahvaltıda parıldadığına dair bir gözlemim olduğunu yazarın yine çok yerinde bir tespit yaptığını belirtmek isterim. Tabii maalesef bende bu sıkıcı insanların içerisindeyim. Nedense kahvaltılar beni hep mutlu etmiştir. Bu kitap da bir pazar kahvaltısı kadar güzeldi. Wilde’a ve kahvaltılara teşekkürlerimi sunarım.

YORUM

WORDPRESS: 0