ANA SAYFAKitaplık

Armağan Can | Şimdi Yaşamak Söz Konusu

Armağan Can, Albert Camus'un Tahsin Yücel tarafından Türkçeye kazandırılan "Sisifos Söyleni" adlı kitabına dair yazdı.

Mehtap Nas | İçeriyle Dışarının Aynılığı
Birgül Yangın Aslanoğlu | Tek Kalan Fincan’da Aradıklarımız
Süleyman Arif Yıldız | Gülhan Tuba’nın İnsanları

Armağan Can | Şimdi Yaşamak Söz Konusu

[sharethis-inline-buttons]

Tanrılar Sisifos’u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi. Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti. Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız da sayılmazlardı.

Söylen, evrende daha önce var olduğu sanılan canlı cansız tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini; çoğunlukla tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü, efsanedir. Sisifos’un öldükten sonra bir yolunu bulup yeraltı dünyasından yeryüzüne çıkması ve tekrar ölüler diyarına dönmek istememesi, tanrıların sabrı tükenince en sonunda onu cezalandırması efsanesini temel alan Albert Camus’un bu denemesinin konusu; uyumsuz ile intihar arasındaki bağıntının, intiharın uyumsuz için tam olarak hangi ölçüde çözüm olduğunun sorgulanmasıdır ve her şeye rağmen hayata bağlı olan Sisifos üzerinden anlatılması oldukça çarpıcıdır. Sisifos’un sonsuza kadar beyhude bir çabayla cezalandırılması ile günümüz insanlarının birbirinin aynı ve sürekli tekrarlayan yaşamları düşünülürse hepimiz bir Sisifos olabilir miyiz?

Sisifos Söyleni , Albert Camus - Fiyatı & Satın Al | idefix
Albert Camus – Sisifos Söyleni

Kitabın çevirisi yazar, akademisyen ve eleştirmen Tahsin Yücel’in özenli çalışmasından çıkmış. Bu özen, kitabın başında “uyumsuz” kelimesini açıklamış olmasıyla okumayı keyifli kılmasından da anlaşılıyor. Normalde “absurde” sözcüğünün karşılığı usa, mantığa uymayan; abes, saçma, boş, anlamsız olarak bilinir. Ama Sisifos Söyleni’nde bu kelime anlamını aşar, insan ya da düşünce sözcüklerinin sıfatı olduğu zaman, insan açısından evrenin mantığa aykırılığını, tutarsızlığını anlamış, her şeyi olduğu gibi gören, bilinçli insan ya da düşünceyi belirtir.

Albert Camus, Fransız yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ve absürdizm akımı öncülerinden sayılır ama Camus kendini herhangi bir akımın temsilcisi olarak görmediğini vurgular. “En absürt ölüm nedir?” sorusuna “Araba kazası” cevabını verip cebinde tren bileti olduğu hâlde binmeyi tercih ettiği arabanın kaza yapmasıyla kırk altı yaşında ölmüştür. Yabancı adlı romanı ve Sisifos Söyleni başlıklı felsefi denemesi birbirini tamamlayan ve Camus’un varoluşçu izler taşıyan “saçma” felsefesini geliştirdiği yapıtlardır. Camus’a göre, bu kitapta da belirttiği gibi yaşam ve ölüm kavramları iç içedir. Bir yandan yaşamımıza değer katmaya çalışır öte yandan öleceğimizi biliriz. İşte bu çelişkiye rağmen yaşamak saçmalığın ta kendisidir. 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüştür. Bugün yirminci yüzyıl edebiyat ve düşünce dünyasının en önemli adlarından biridir.

Camus bu felsefe kitabında şu düşünceden yola çıkar: “Gerçekten tek felsefe sorunu vardır: intihar.” Ona göre yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak felsefenin temel sorunudur.

“Yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de.” der ve intiharın pek çok sebebini açıklar. “Kendini öldürmek, bir anlamda, melodramlarda olduğu gibi içindekini söylemektir. Yaşamın bizi aştığını ya da yaşamı anlamadığımızı söylemektir. Yalnızca çabalamaya değmez demektir, kendini öldürmek.” sözlerini okuyup bir önyargı oluşturulmamalı. Zira kitap intihara bir güzelleme değildir. Fazlasıyla kısır ve açık bulduğu bu sebepleri filozofların görüşleriyle veya tarihi bazı olaylarla derinlemesine inceler ve felsefi bir intihardan söz eder.

Geldiğimiz noktada kitapta uyumsuzluğun nasıl anlatıldığını örneklendirmek istiyorum. Çünkü her şey kişinin uyumsuzluğunu fark etmesiyle başlıyor. Uyumsuz her an, her sebeple ortaya çıkabilir. “Tüm büyük eylemlerin, tüm büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır. Büyük yapıtlar çoğu kez bir sokağın dönemecinde ya da bir lokantanın kapısında doğar. Uyumsuzlukta da böyle.” Kişinin yaşamla ve evrenle olan ilişkisinden doğan duygu bu bilinci kazandırır. Uyumsuz, kimi anlarda bir aynada bize doğru gelen yabancı, anlaşıldığı andan sonra en can alıcı tutku, kendi sınırlarını saptayan açık görüşlü bir us ya da zamandan ayrılmayan insan olarak açıklanır.  

Alber Camus, makinemsi bir yaşamın bıkkınlık yarattığını ve bunun sonunda bilincin deviniminin başladığını söyler. Bu durumun kişiyi uyandırdığını ve gerisine yol açtığını savunur. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanış. İşte bu uyanışın sonunda zamanla ya intihar ya da iyileşme gelir.

Yazarın, uyumsuzluğunu fark eden kişi için istediği ise başkaldırıdır. Bunun için önerdiği yolu da Nietzsche’nin “Gerçeğin elinden ölmemizi önleyecek bir şey varsa, o da sanattır.” sözüyle vurgular. Kitap, hayattan nasıl vazgeçileceğini değil tam tersine hayatla uyumlu nasıl yaşanacağını anlatan ipuçlarıyla doludur. “Her şey bir tek şeyle değil, her şeyle açıklanır” sözünden başlar “Umuttan yoksun olmak, umut kesmek değildir.” sözüyle devam eder. Tepelere doğru tek başına didinmenin bile bir insanın yüreğini doldurmaya yeteceğini ve Sisifos’un mutlu olduğunu var saymanın mümkün olduğunu söylemesindeki umut kırıntılarına olan bağlılığını okuruz.  Sisifos aslında bir metafor olarak kullanılır. Devamlı boşa bir çabayı vurgulayarak, insanın rutin hayatının üzerinde düşünmesini ve yine de hayatına devam etmesini bağdaştırır. “Ruhunu sevindirmesini bilmemek de onu satmaktır.” sözüyle kişinin kendine bağlılığının önemini anlatır. “Bir mutluluk kitabı yazma isteğine kapılmadıkça, uyumsuzu bulamaz insan.” ama unutulmasın “Kişi yükünü eninde sonunda bulur.” Camus’un satır aralarındaki ipuçlarıdır. Sisifos tek başına çabalar, didinir. Tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün bağlılığı öğretir. Bundan böyle, efendisiz olan bu evren ona ne kısır görünür ne de değersiz. Bu taş onun dünyasını oluşturur. Sisifos belki de mutludur.

“Her şeyin yanlış olduğu söylenirse, bu kesinleme de yanlış olur.” diyen Albert Camus’un bu karmaşık ve düşündürücü kitabında yanlışları ve doğruları sorgularken, en doğru bulduğum cümlesinin altını iki kere çizdim: “Şimdi yaşamak söz konusu.”

[sharethis-inline-buttons]

YORUM

WORDPRESS: 0