ANA SAYFAKitaplık

Burhan Alsan | V. Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı” Kitabı Üzerine Değiniler

Burhan Aslan "V. Frankl'ın 'İnsanın Anlam Arayışı' Kitabı Üzerine Değiniler" adlı yazısıyla Edebiyat Daima'da.

Tuğçe Kozan | Görünen Her Zaman Gerçeği Görünmez Kılar!
İsmail Kılınç | Bahaeddin Özkişi’nin “Sokakta” Romanına Dair Bir Tahlil Denemesi
Berna Karakaya | Küflü Hayatlar

Burhan Alsan | V. Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı” Kitabı Üzerine Değiniler

[sharethis-inline-buttons]

Avusturya asıllı bir psikiyatr olan V.Frankl, 1905 yılında Viyana’da doğmuştur. ‘’Üçüncü Viyana Okulu’’ ve ‘’logoterapi’’nin kurucusudur. Ayrıca varoluşçu terapinin de en önemli isimlerinden biridir. Frankl, bu kitabı İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi kamplarında yaşadıklarından yola çıkarak yazmıştır. Kitap üç bölümden oluşmaktadır ve otobiyografi türünün kapsamına girmektedir. Birinci bölümde toplama kampında yaşadıklarına ve gördüklerine değinen Frankl, ikinci bölümde logoterapi yöntemini genel hatlarıyla ele almıştır. Nitekim Frankl’ın kampta kaldığı zaman zarfında olup biten her şeyi derinlemesine gözlemlemesi logoterapi yönteminin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Son bölümde ise Üçüncü Dünya Logoterapi Kongresi’nde verdiği sunumların içeriği derlenerek aktarılmıştır. İnsanların psikolojilerini inceleyen ve onlar üzerinde düşünen Frankl, böylece logoterapi metodunu geliştirmiştir.

Birinci Bölüm

Frankl, kitabın girişinde içinde bulunduğu kampa dair çeşitli bilgiler verir. Anlattığı olayların çoğu, ünlü ve büyük toplama kamplarında değil daha çok imha işlerinin gerçekleştiği küçük kamplarda geçmektedir. Frankl, insanların toplama kamplarına nasıl alındığını etkileyici bir üslupla kaleme alır. Gruplar halinde soğukta bekletilmeleri, vücutlarının detaylıca kontrol edilmesi, sağlıklı olanların ayrı yerlere alınması kampın idarecilerine göre rutin işlemlerdir. İnsanlara ayan beyan basit bir nesne muamelesi yapılır. İşe yarar diye düşündüklerini çeşitli çalışma alanlarına gönderirler. Kimisi demir yolu hattında çalışır, kimisi taş taşır. Vücut kontrolü yapıldıktan sonra hastalığı olanlar gaz odalarına ya da yakılmak üzere farklı yerlere götürülürler. Frankl, bu konuda şanslı olduğunu ve son anda pek de düşünmeden verdiği cevaplarla yaşadığını söyler kitabında. Zira düşünüp doğruyu ya da yanlışı tartacak ne zamanları ne de fırsatları vardır.

Kitap, insanı derinden etkilediği gibi bir yandan da sorgulayıp düşünmesine fırsat veriyor. Sırf ırkı sebebiyle türlü işkencelere maruz kalan insanların yaşama tutunmak için herhangi bir sebepleri olduğunu anlıyorsunuz. Açlığa, soğuğa, her türlü pisliğe ve mikroba karşı ayakta kalabilmek için verilen amansız mücadele insanın içine işliyor. Grupların başında duran ve usta olarak nitelendirilenlerin uyguladığı baskılara rağmen birbirine destek olan insanlara hayran oluyorsunuz. Verilen bir lokma ekmeği tek seferde mi yiyeyim yoksa ikiye ayırıp yarısını sonra mı yiyeyim diye düşünenleri görünce ne kadar talihli olduğunuzu düşünmeden edemiyorsunuz. Kitabı okurken hakaret işiten, onuruyla oynanan, buz kesen soğukta yalın ayak amaçsızca bekletilen tutsakların hâlini hayal ettikçe içiniz ürperecek. V.Frankl yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Frankl’a göre kamplardaki insanların her türlü güçlüğe ve zorbalığa rağmen yaşamın bir anlamı olduğunu düşünmeleri, hayatta kalabilmelerindeki en önemli etkendir.

İkinci Bölüm

V.Frankl, ikinci bölümde logoterapinin temel ilkelerini kamplarda yaşadıklarından örneklerle ortaya koyar. Logoterapi, Yunanca ‘’logos’’ sözcüğünden türemiştir ve Türkçedeki karşılığı ‘’anlam’’dır. Logoterapiye göre hayattaki her anımızın bir anlamı vardır. İster toplama kampında işkencelere maruz kalalım ister özgür bir biçimde yaşayalım hayatın bir anlamı olduğu görüşünü savunur. Frankl, 2.Dünya Savaşı’nda toplama kamplarındaki insanların en acımasız şartlarda bile ilk amaçlarının anlamdan oluşan bir hayat istemek olduğunu gözlemlemiştir. Anlam, hayatta kalma adına çok önemli bir motivasyon kaynağıdır. İnsanın, hayatının anlamlı olduğunu hissetmesi bütün acılara katlanabilmesini kolaylaştırır. V.Frankl’a göre anlam, sağ kalabilmek adına oldukça önemlidir. Logoterapiye göre, yaşanılan her anda veya her eylemde, içinde bulunulan her durumda bir anlam vardır ya da bunlarda anlam aramaya çalışmak gerekir. Hayata olumlu bakma gayreti içinde olmaktır. Yani çok elim bir durumla karşılaşılsa da ondan bir anlam çıkarıp yaşama sıkı sıkı bağlanmak gerekir. Frankl, kamplardaki zor şartlara ve insani olmayan muamelelere rağmen intihar vakalarının az olmasını anlamın gücüne bağlamıştır.

V.Frankl, logoterapi yöntemine göre yaşamın anlamını üç yoldan keşfettiğini aktarıyor. Bunları şöyle açıklıyor: bir eser yaratmak ya da bir iş yapmak, bir şey yaşamak veya bir insanla etkileşmek ve kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirmek.

Daha sonra bu üç yolu biraz daha ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. İnsan, bir yapıt ortaya çıkarırsa ve herhangi bir işle iştigal ederse kendini değerli hisseder. İşe yaradığını, başkalarına faydalı olduğunu düşünür. Ben de bu kanıya katılıyorum. İcra ettiğim öğretmenlik mesleğinde buna benzer örneklerle karşılaştım. Mesela bir öğrencimizle yakinen ilgilenip başarılı olmasını sağladıysak çok mutlu oluruz. Zira emeklerimizin karşılığını somut bir şekilde almış olup işe yaradığımızı düşünürüz.

Yaşamda anlam bulmanın ikinci yolunda bir insanı, doğayı, hayvanları sevmek yani onlarla etkileşim içinde olmak mühimdir. İyiyi, güzeli, doğru olanı yakalamak ve yaşamak gerekir. Yazar, burada sevginin gücüne de ayrı bir parantez açarak insanın kişiliğindeki çekirdeği kavramanın yolunun sevgiden geçtiğini ifade ediyor.

‘’Umutsuz bir durumla karşılaştığımız, değiştirilemeyecek bir kaderle yüz yüze geldiğimiz zaman bile yaşamda bir anlam bulabileceğimizi asla unutmayalım.’’ (s.126, V.Frankl)

Bu cümleyi kitaptan doğrudan alıntı yaparak yazdım. Yazarın bu cümlesi, geliştiricisi ve kurucusu olduğu logoterapi yaklaşımını çok doğru bir şekilde izah ediyor. Nitekim yaşamdan anlam çıkarmanın üçüncü yolu acıya karşı bir tavır geliştirmektir. Ek olarak hayatta karşımıza çıkan kederli durumları veya acı olayları bir şekilde göğüslemektir. Şuna değinelim ki hayatta anlam bulmak için kesinlikle acı çekmek gerekir diye bir iddia yoktur. Yazar da bu noktaya parmak basarak şöyle diyor: ‘’Acıya rağmen anlamın olası olduğunu –elbette acının kaçınılmaz olması koşuluyla-  vurguluyorum ve gereksiz yere acı çekmek kahramanca değil mazoşistçe bir tutumdur.’’ demek istiyorum.

Üçüncü Bölüm

Bu bölüm, V.Frankl’ın Regensburg Üniversitesinde 1983 yılında yapılan Üçüncü Dünya Logoterapi Kongresi’nde verdiği sunumları içermektedir.

‘’Trajik Bir İyimserlik Tartışması’’ başlıklı bölümde trajik iyimserliğin çerçevesi çizilerek bu ifadeden ne anlaşılması gerektiği üzerine çeşitli sorulara yanıt aranmıştır. Ayrıca bu anlayış, her şeye karşı yaşama evet diyerek, en kötü koşullar altında bile yaşamın potansiyel olarak var olduğunu ortaya koyar. Bu da netice itibarıyla insanın, yaşamın olumsuz taraflarını olumlu şeylere dönüştürme yetisine sahip olduğunu varsayar. Bir başka söylemle önemli olan her zaman en iyisini yapmaya çalışmaktır.

Psikolojiyle ilgileniyorsanız ve hayatın bir anlamı yok diye düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumanızı salık veririm. En zor koşullarda hayatta kalmak için tutunacak dal arayanların besledikleri umuda tanık olacaksınız. Her türlü zorbalığa metanet gösterenlerin güçlü duruşlarını takdirle karşılayacaksınız. V.Frankl, psikolojiye yeni bir yaklaşım getiriyor bu kitabıyla. Yaşamın anlamlı kılınmasına dair önemli ipuçlarına yer veriyor. Toplama kamplarında yaşadıklarını ve psikolojik tahlillerini etkili bir dille anlatıyor.

[sharethis-inline-buttons]

YORUM

WORDPRESS: 0