ANA SAYFAÖykü

Okan Alay | Rağmen

Okan Alay "Rağmen" adlı öyküsüyle Edebiyat Daima'da

Sultan Özdemir | Yer Gök Mavi
ÖĞRENCİ ÖYKÜLERİ: İKİ ÖMÜRLÜK PUSULA
Suskun Papatya | Burçin Laçin Altay

Okan Alay | Rağmen

[sharethis-inline-buttons]

Ne diye geldik buraya şimdi? Bir açıklama yapmadan beni öylece bırakıp gitti. Hemen dönerim, demişti oysa.

Sabahtan beri bir şey yemedim. Sadece bir bardak çay içtim biraz önce.

İçe dönük bir gün. Şu saate dek dışarı çıkamadım. Hoş, çıksam yabancısı olduğum bu yerde nereye gideceğim ki?

Beklemek yoruyor. Beklerken de kaybolur mu insan? Oluyormuş galiba.

Dön dolaş aynı yerdeyim. Kapanıp kaldım bu soğuk karenin içinde bir gölge gibi. Masa, sandalye, dolap, sehpa, avize, perde… Etrafımdaki hiçbir şey biraz olsun bu soğukluğu giderecek bir etki uyandırmıyordu. Çoğu eprimiş eşyanın rastgele dizilmiş gibi durduğu ve sanki yıllardır kullanılmamış gibi kir pas içinde göründüğü bu izbe yerde ne işimiz vardı ki? Beni buraya getirdiğine göre, vardır bir bildiği? Bu evin, insanın içini tuhaf eden ekşimsi kokusu, güneşin içeriye sızmaması için perdelerin sıkı sıkıya kapadığı pencereleri ve köşelerini örümcek ağlarının sarıp sarmaladığı heyula gibi duran duvarları, başlı başına yetiyordu kasvetim için. Davetsiz misafir olarak gelmiş olmam umarım örümceğin canını sıkmamıştır. Nerden mi çıkardım bunu? Sevgili yazarım romanıyla ilgili notlar aldığında, Dostoyevski’den aktarırken duymuştum galiba, pekâlâ bir örümcekle aynı odadaysanız sizi oda arkadaşı sanırmış. Bu örümcek efendi de öyle sanmasın! Onu teskin etmeliyim, sen keyfine bak efendi, burada kalacak değilim. 

Şükür ki caddeye bakan bu oda, biraz daha tahammül edilecek gibiydi.

Perdeyi açıyorum. Dışarıda çatılarda ve kuytu yerlerde hükümranlığı süren kaskatı kesilmiş kar ve ona eşlik eden kuru soğuğa rağmen, güneşin ışıltısı bir nebze olsun aydınlığıyla sızıyor içeri. Biraz yaşamak…

Pencere dibindeki sedire uzandım. Zamanın sarkacında sallanır gibi uyku ile uyanıklık arasında gidip geliyorum. Hâlâ dünün yorgunluğu var üzerimde. Gün, nahoş bir şarkıyı defalarca dinlercesine sıkıcı geliyor bana.

Çıkabilsem.

Bırakıp gitmeseydi… Böyle eli kolu bağlı kalmasaydım ya burada.

Hiç böyle yapmazdı oysa! Hiç bırakıp beni gitmezdi, ne bu şimdi? Ne halin varsa gör der gibi.

Bu yeni romanını yazarken huy mu değiştiriyor ne? Saldı beni bitmemiş bir sayfanın yığılmış sözcükleri arasına, sonra da çekip gitti. 

Hadi bakalım, ne olacak şimdi? Tabii sizin için hava hoş, umurunuzda mı? Keyfiniz yerinde. Canınız mı sıkıldı, alır başınızı gidersiniz gönlünüzün istediği yere. Ya ben? Kaldım burada cümle yalnızlık içinde.

Sonraki sayfaya bir taşabilsem… Bir şeyler değişse keşke.

Önceyi sonraya taşıyamamanın belirsizliğinde, varlık ve yokluk arası bocalıyorum. Olsam ne, olmasam ne? Kim farkında zaten yazarından başka?

Şimdi benim farkıma varın diye yakaladığım bu fırsatla yazarıma rağmen sesimi ulaştırıyorum size, eminim şaşırıyorsunuzdur. Ne yapayım, başka çarem mi var? Ancak böyle bir nebze olsun nefes alabiliyor, bir ses olup sizde kendimi bulabiliyorum. İçine düştüğüm bu cendere, düş mü, gerçek mi ya da gölge mi, iç ses mi, söylersiniz bana belki.

Ne dersiniz?

Ee, konuşmayacak mısınız? Size diyorum, duymuyor musunuz beni?

(…)

Haklısınız, henüz bitmemiş bir kurgunun adı sanı bile bilinmeyen bir karakterine kim, niye cevap versin ki? Kendine rağmen hiç/birine!

(…)

Sükût ikrardan diyorsunuz. Anlıyorum.

Öyle olsun, siz öykülerinizi okuyadurun, ben kaldığım bu sayfada başımın çaresine bakarım artık, ne yapayım? Görüşmek üzere. Kim bilir artık nerede, ne zaman, nasıl?

Peki. Cümleten sustuk.

Kaldığım yerden devam…

Dışarıda ipil ipil bir yağmur.

Gün akşam olmuş bile.

Gelse ya artık yazar efendi. Umurunda olsam, böyle bekletir miydi beni?

Allah bilir ne zaman gelecek? Nesibe, Azmi, Hasibe Abla, mahalleli merak etmiştir şimdi beni. Ne umduk, ne bulduk! Onlar önceki sayfalarda kendi mecrasında oh ne güzel, ben burada bir başına… Of, of!

Neredesin gel artık bilmem kaçıncı günün yazarı, Kaldığı Yerden diyelim.

[sharethis-inline-buttons]

YORUM

WORDPRESS: 0