Galip Çağ "Sen Beni Anlıyorsun Ama Ben Seni Anlamıyorum" adlı yazısıyla Edebiyat Daima'da.
Galip Çağ | Sen Beni Anlıyorsun Ama Ben Seni Anlamıyorum
[sharethis-inline-buttons]Çehov Altıncı Koğuş’un da çok fazla soru sorar Dimitriç üzerinden okuyucusuna. Ve bir hesaplaşmaya girer. Acının ne olduğuna dair bir fikriniz var mı? Şunu sormama müsaade edin: Çocukken hiç dayak yediniz mi? Peki ya siz?
Acıyı anlamak iddiası şüphesiz ki insani duruşun altına saklanmış bir samimiyetsizlik ve reflektif bir teselli çabasını barındırır. Büyük oranda gizli bir kibir konformizmi de. Hatta Çehov’a göre acıyı küçümsemeyi de. Acıyı küçümsersiniz ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz derken bu durumu bizim anlayacağımız şekliyle sana göre hava hoş der aslında.
İnsanın en büyük hatası, bir trajediyi ya da bu aşamaya gelmemiş bir acıyı kendi idrakine yaslayıp; henüz yaşamadığı bu gerçekliği, çoğu zaman tanrısal bir tevekkülle kabullenilmesi yönündeki telkinidir. Ona göre muhatabının acıya verdiği tepki ne aşamada olursa olsun aşırıdır. Bu kadarı fazladır ve artık pes edilmelidir. Yapacak bir şey yoktur zira ona göre acıya verilen hissi tepki faydalı değildir. Kabullenilmelidir bu durum ve hızlı bir şekilde yeni bir hale dönüşülmelidir. Ama bu talepte bulunma hakkının ona kim tarafından verildiği meçhuldür. Zira tecrübeler kişinin ancak kendi beden ve ruh dünyasına dair dönüşümün belirleyicileridir, kimse kendi yaşadıkları üzerinden muhatabının tepkilerini yargılama hakkına sahip değildir. Bunu anlaması zor olsa da içmediği şarabın sarhoşluğuyla eş bir yaşanmışlık ve anlama iddiasıdır ortaya koyduğu.
Acıya karşı bağırarak, gözyaşlarımla cevap veririm. Yapılan alçaklıklara öfkeyle, iğrençliklere ise tiksinti duyarak tepki gösteriririm. Bana göre bu, hayatın ta kendisidir diyen Çehov da işte acıyı yaşayandır, gerçek olandır, insandır. Acının insanda yarattığı kurgusuz saflığı ve kaybedilmiş dünya dengesini ortaya koyan kişidir. Aynı romanda olduğu gibi delidir ama. Kolayca ötekilenir. İsyanla suçlanır. Artık bir birey değil vakadır. Ardından fısıltılar yükselen akl-ı selim olmayandır diğerlerine göre. Onu teskin etmelidir acı çekmeyen herkes. Çünkü o bunu tek başına yapamazdır. Şimdi o acıya tepki veren herkesten daha acizdir. Yafta yafta üstüne gelmektedir.
Ancak;
Onlar sadece dışa bakarlar bu süreçte. Kanlanan gözlere, kızaran yüze ve titreyen ellere… Normal değildir bu görüntü. Peki ya içerde neler olup bitmektedir?
Acı çeken kişiyi en çok zorlayan şey acının başladığı nokta ya da olaydan uzaklaşamayan zihindir. Darbenin zihne ve gönle ilk vurduğu an soyları tüketen dev meteorun yer yüzünde açtığı dev kraterdir. Ve insan o darbenin açtığı kratere esir olur uzun süre. Zihninde yankılan tek soru “neden”dir. Herkes bir an önce o kraterden çıkmasını bekler ama sorun acı çekenin o krateri kapamadan olması gereken yeryüzü seviyesine çıkmaya niyetli olmamasıdır. Çünkü o krater orada oldukça bilinçli olarak buraya düşer an be an. Acısını sırtında bir kaya gibi taşıyan sisifostur şimdi. Lanetlenmiş gibidir. Tam kurtuldum artık dediği yerde o sırtındaki kayadan yeniden yuvarlanır en derine. Her yeni gün yeniden…
Acı çeken kişi anlaşılmayı değil kabullenilmeyi, kabul edilmeyi bekler sadece. Zira ona göre davranışlarındaki anormalliği anlamayan kişi acısını anlamayan değildir, kadı ki bu mümkün değildir zaten. Onu anlamayan kişi acı çektiğini kabullenemeyen, kabul edemeyen kişidir.
Acı çekene bu bir sınavdır diyerek ona başka bir yanlış yönden yaklaşan kişi aslında kendi sınavını kaybetmiştir. Çünkü acının birleştiriciliğini red edip kendini bu yaşanan gerçekliğin dışına atmıştır. Kendine o acıya omuz vermek yerine uzaktan, incecik bir çubukla yerde yatan cesedi dürten meraklı adam misyonu biçmiştir. Kabullenememiştir yerde yatanın yaşıyor olabilme ihtimalini. Sadece hüküm vermiştir. Yerde yatıyor ve hareketsiz o zaman ölü. Ona iyi gelecek eylemini orada bitirmiştir artık. Hâlbuki beklenen yanına gidip nefesini kontrol etmektir.
Kibrin türlü hali var ve bunlardan biri de insanı tanıdığın ya da anladığın vehmidir. Kibrini yen, kimseye imtihan biçme ve anlamaya değil kabul etmeye çalış.
[sharethis-inline-buttons]

YORUM