Yunus Çinçin "Bir Yol Romanı: Fikrimin İnce Gülü" adlı yazısıyla Edebiyat Daima'da.
Yunus Çinçin | Bir Yol Romanı: Fikrimin İnce Gülü
[sharethis-inline-buttons]Adalet Ağaoğlu’nun bu romanı, bence çoktan Türk romanlarının unutulmazları arasında yerini almış bir eser. Uzun zamandır bu kadar özgün, bütünlüklü, gerçekçi, ustaca yazılmış bir roman okumadım. Adalet Ağaoğlu, romanını ilmek ilmek dokumuş ve her ayrıntıyı büyük bir incelikle düşünerek bu harika, çok katmanlı romanı yazmış.
Roman, Ballıhisarlı Bayram’ın Almanya’dan memleketine sarı Mercedes’iyle yapmış olduğu yolculuğun romanı olarak düşünülemeyecek kadar zengin içerikli bir eser. Roman, ismini Bayram’ın Sevgilisi Kezban’ın Bayram’a hediye ettiği plaktaki “Fikrimin İnce Gülü” adlı şarkıdan alıyor.
1970’li yılların Türkiye’sini her yönüyle irdeleyen bu romana, romandaki her kişinin ve unsurun romanı olarak bakmak yanlış olmaz. Bayram’ın gurbetten (Almanya’dan) memleketine yaptığı yolculuk sırasında hikâyesi anlatılan her kişi, her şey, başlı başına roman konusu olacak derinlikte ve özgünlükte anlatılmış romanda. Adalet Ağaoğlu ‘nun bu yol romanında, sadece Münih Bahnhof’ tan Ballıhisar’a bir yolculuk anlatılmıyor. Bayram’ın geçmişinden bu gününe, bu gününden yarınına, Bayram özelinde; Bayram’ın bin bir meşakkatle aldığı sarı Mercedes’i Balkız’ın, sevgilisi Kezban’ın, amcası Ramazan’ın, köylüsü İbrahim’in ve Almanya’daki gurbetçi arkadaşı Veli’nin her biri ayrı bir roman olabilecek hikâyeleri anlatılıyor.
Roman, “Giriş/1 Numaralı Devlet Yolu/Yalova Vapuru/40 Numaralı Yoldan Öteye/Daha Öteye/Kavşak “başlıklı bölümlerden oluşuyor.
Almanya’nın Münih kentindeki BMW fabrikasında montaj işçisi olarak çalışan Bayram’ın yıllarca çalışıp para biriktirerek aldığı sarı Mercedes’i Balkız’la Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapmasıyla başlayan roman; Bayram’ın arabası Balkız’ın, gurbetçi Bayram’ın, Bayram’ın hayatına girmiş insanların hikâyeleriyle şekilleniyor. Romandaki tüm hikâyeler gurbetçi Bayram’ın hikâyesini bütünlüyor.
“Altına zerdali çürüğü bir araba çektin diye, aklın her şeye erer sanma. Arabayla iyi vatandaş olunsa, hey oğlum!”(s.38)
Bayram, dişinden tırnağından arttırarak aldığı sarı Mercedes’ini gözü gibi sakınarak çıktığı yolda; Almanya’daki yaşantısıyla, Türkiye gerçekleriyle ve kendisiyle yüzleşerek Almanya’dan memleketi Ballı Hisar’a doğru yol alır. Bu yolculuğunda, Bayram’a, geçmiş yaşantısı, kendi geleceğine ilişkin kurduğu hayaller, Türkiye’den insan manzaraları eşlik eder.
“Herkes başının derdine düşmüş. Her yan döküm saçım. Her şey itiş kakış. Ekmek aslanın ağzındaymış bu İstanbul’da. Duyardık da anlamazdık. Gördük, anladık.”(s.139)
Bayram’ın memleketine yolculuğu sırasında, gözünden sakındığı Mercedes’inin çeşitli nedenlerle aldığı hasarlarla, Bayram’ın yaşamı ve yaşamındaki kişilere ilişkin düşünce ve hayallerinin yıkımı da şekillenir. Memleketine yaklaştıkça kendisiyle giriştiği hesaplaşmada, Bayram’ın yaşamındaki karanlık noktalar da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar.
“Ne güzel yazmış adam kamyonun ardına: ’Yol biter sevda bitmez.’Yaa, Kezban Hanım. Yol biter, sevda bitmez. Bak biz yolu bitireceğiz hayırlısıyla. Eli Kulağında. Göreceğiz bakalım, senin bana sevdan da yol gibi biten cinsten miymiş, değil miymiş?”(s.170)
“Bilgilerinde eksiklik duymak istemeyenler için bilgi sahipliği neyse, bayram için de araba sahibi olmak hemen hemen aynı şey.”(s.269)
Bayram, arabası Balkız ‘la memleketine sağ salim ulaşabilecek mi? Bayram’ın kurduğu hayaller gerçeğe dönüşebilecek mi? Bayram zihnindeki düşünceleri hayata geçirebilecek mi? Bütün bu soruların cevabını alabilmek ve Bayram’ın Balkız’la Almanya’dan memleketine doğru çıktığı yolculukta Bayram’a ve Balkız ‘a eşlik etmek istiyorsanız bu romanı mutlaka okuyun.
[sharethis-inline-buttons]

YORUM