ANA SAYFAKitaplık

Sevgi Bingöl | Bir Macera Romanı: Dedemin Köstekli Saati

Sevgi Bingöl, Birgül Yangın Aslanoğlu'nun Dedemin Köstekli Saati adlı gençlik romanına dair yazdı

HER ÖLÜM VAKTİNDEN ÖNCE DEĞİL MİDİR?
Yasin Kum | Alaturka Bir Beyaz
Gizemli Gerçekliğin Labirenti: Goncanın Üçüncü Günü’nde Mitsel Motifler

“Zaman en kıymetli hazinedir değerini bilene
Kitap en büyük hazinedir, okuyup arif olana
Aile en büyük hazinedir, birlikte sımsıkı sarılana”

[sharethis-inline-buttons]

diyor, yazar Birgül Yangın Aslanoğlu. Dedemin Köstekli Saati yazarın roman alanındaki ilk eseri. Çocuk-gençlik romanı olarak nitelendirilebilecek bu eserde romanın başkahramanları iki çocuk: Barış ve Sinem kardeşler. Roman, Sinem ve ailesinin Amasya’ya -dede yurduna- trenle yaptıkları yolculuğu tasvirle başlıyor. Tren ve istasyon motifleri roman boyunca da kullanılmaya devam ediyor. Trenle gerçekleşen seyahatleri Sinem ve Barış’ın maceraları, hayalleri,  sevinçleri, umutları süslüyor. Yolculuk sadece Amasya’ya değil, bazen geçmişe bazen de geleceğe yapılıyor. İstasyon ve trenle ilgili hatırası olmayan yetişkin pek yoktur sanırım. Romandaki bu unsurlar bizi de çocukluğumuza ve çocukluğumuzun eşsiz hatıralarına götürüyor.

Romanın devamında Sinem ve Barış’ın şehzadeler şehri Amasya’da, gizli bir kapısı da bulunan, gizemli olduğunu düşündükleri dedelerinin evindeki maceraları anlatılıyor. Bu iki kardeşin Amasya ile ilgili anlatılan define hikâyeleri ile büyüdükleri de düşünülünce bu maceraya sürüklenmeleri kaçınılmaz oluyor. Üstelik bu macera şifre ve gizemlerle dolu. Sinem’in dedesi vefat ettikten sonra, köstekli saatinin -ki bu saat bütün torunlar için son derece özel ve kıymetli- kime kalacağı merakla bekleniyor. Nihayetinde saatin Barış ve Sinem’de kalmasına karar veriliyor. Fakat asıl merak bundan sonra başlıyor. Köstekli saatin içindeki rakamlar,  harfler iki kardeşi de keyifli bir maceranın eşiğine bırakıveriyor. Tabi okuyucuyu da…

Köstekli saatteki sayılar ve harfler Sinem ve Barış’ı dededen kalan kitapların tozlu sayfalarına, oradan evin bahçesine, oradan da dedelerinin hayatta iken vaktinin büyük kısmını geçirdiği Beyazıt Cami’nin yanındaki ceviz ağacına kadar götürüyor. Hayallerindeki define için birer şifre olduğuna inanan iki kardeş, buldukları her ipucu ile birlikte yeni bir şifre çözmek zorunda kalıyorlar:

“Toprağı kazdın bahçede,
Bulamadın bir define de,
Yokuştan aşağı doğru inince,
Yeşil suyun durulduğu yerde,
Ezan sesinin yükseldiği anda,
Yeterince akıllıysan ve ışıltıyı bulursan,
Beni de duy ve iyi dinle,
Eğer cesur olur, yılmazsan,
Aradığın belki de,
Bir haneyi saran kovuğun içinde,
Elinin uzandığı yerde!”

Barış, sayısal zekâsı son derece kuvvetli, pratik düşünebilen, muzip bir çocuk. Sinem’in de en kıymetlisi ve en iyi arkadaşı. Sinem ise Barış’ın aksine sözel zekâsı daha iyi olan, kardeşine son derece düşkün anaç bir abla ve sağlam bir Barış Manço hayranı. İki kardeş arasındaki tatlı didişmeler romana ayrı bir keyif katmış. Tümüyle yaşanmışlıklardan yola çıkılarak kurgulanan bu romanda, yazarın Barış Manço sevgisini bir kez daha görüyoruz. Bir kez daha diyorum çünkü Birgül Yangın Aslanoğlu’nun ilk eseri “Çağdaş Türk Ozanı Barış Manço” adlı akademik çalışma. Yazar, bu eserini “bir Barışseverin gönül ve vefa çalışması” olarak adlandırıyor. Yeni romanının başkahramanlarından birine de “Barış” ismini vermesi oldukça manidar.

Aile bağları,  kardeşlik,  komşuluk, yardımlaşma ve daha pek çok unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi hatırlatan yazar, eserin önsözünde kardeşine ithafen: “ Kimi zaman didişip kimi zaman kenetlendiğimiz, çocukluğumun en iyi arkadaşı, bu kitapta Barış karakterine hayat veren canım kardeşim Göksel, sen olmasan bu roman da olmayacaktı.” diyor.  Ayrıca yazarla birlikte biz de şehzadeler şehri olarak da bilinen, buram buram tarih kokan efsanevi şehir Amasya’ya da bir yolculuğa çıkıyoruz. 10 bölümden oluşan romanın bölüm başlıkları ise şöyle: Dedemin Gizemli Evi, Mavi Gözler Kapandı, Köstekli Saat Kime Kalacak?, Kardeş Olmak Böyle Bir Şeydi İşte!, Şehzadeler Diyarı Amasya, Köstekli Saatteki Şifre, Adım Adım Defineye, Bir Haneyi Saran Kovuk, Dedemin Bize Bıraktığı Hazine, Tren Yolculuğu. Roman sayfalarındaki resimlerin, Birgül Yangın Aslanoğlu’nun halen öğrencisi olan Reyhan Küçük’e ait olduğunu öğreniyoruz. Bu yönüyle de roman benzerlerinden ayrılıyor.

Son olarak her ne kadar çocuk-gençlik romanı kategorisine girse de yetişkinlerin de kendinden pek çok şey bulacağı, akıcı, kaliteli bir roman. “Kırılamayan şifre yoktur.” diyor kitabın bir yerinde. Acaba Sinem ile Barış bütün şifreleri çözebildiler mi? Define bulundu mu? Şifreler onları nerelere götürdü ve amcaoğlu Emre’nin şifreler ile bağlantısı ne? Tüm bunların cevabı için sevgili yazar Birgül Yangın Aslanoğlu’nun bu romanını okumanızı tavsiye ediyorum.

[sharethis-inline-buttons]

YORUM

WORDPRESS: 0